Uzun zaman önce doğmuşum. Fenerbahçe Demiryolu Kampı’ndan denize girerken çekilmiş siyah beyaz fotoğraflarımı görünce anladım bunu. Bilişim profesyonelliği yaptığıma dair dedikodular vardır. Sakın bunlara  inanmayın! Bir dijital ajansta çalışıyorum. Bilişimden ziyade pazarlamaya yakın bir meslek bu. “Herkes beni sevsin” diye yaşayan insanları, doymak için yiyenleri, kendini başkasının yerine koymayı beceremeyenleri, spor yazarlarını, spor spikerlerini, spor yorumcularını, her türlü kültürel aktiviteyi yap-malı, et-meli mantığı ile asker gibi uygulayanları, hiç okumadan Orhan Pamuk sevmeyenleri, rakı içmeyenleri, çok konuşanları, Beyoğlu’ndan korkanları, işsiz güçsüz insanları sevmiyorum.

 

Yemek yapmaktan anladığım sanılmasın sakın. Hiç anlamam, açıkçası çok ilgi de duymuyorum. Zaman da bulamıyorum. Ama yemeği çok iyi bilirim. Bir oturuşta otuz kalem pirzola, bir tabla midye dolma, onbeş tane sütlü nuriye  indirebilirim mideye.Yemekten ve yazmaktan anlarım sözün kısası. Bir de yaşamımın son onbeş senesinde, zevklerimin arasına "gezmek" iyiden iyiye yerleşti diyebilirim. 

 

Sözün kısası, geziyorum, yiyorum, yazıyorum ve bunları dijital mecralarda "LOKANTALARIM" ismiyle paylaşıyorum.