20 mayıs doğumlu bir ilkbahar boğası. Anne, anneanne ve dedesiyle büyüdü. Oldum olası sessiz-sakinliği, tekbaşınalığı, az konuşmayı, çok gözlemlemeyi, kısa saçı, fotoğrafı, yazıyı, şiiri, doğayı, Moda’yı, İstanbul’u, gezmeyi, yeni keşifleri, paşa çayına batırdığı kremalı bisküviyi ve yemekle ilgili her şeyi sevdi, bir tek peynirden nefret etti. Lise sona kadar pek çok spor dalıyla ilgilendi.
 
Nihayetinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü kazandı; aklında hep reklamcılık vardı. Mezuniyet tezini yemek sosyolojisi çerçevesinde yazdı. Bu arada kitaptan yoga öğrenmeye başladı, iç dünyasını keşfetmeyi ve nefes alıp vermeyi öğrendi, böylece kendisine en uygun egzersizi bulmuş oldu.
 
Baykuşlu okulundan vazgeçemedi; bu sefer Kentsel Koruma ve Yenileme Bölümü’nde yüksek lisansa başladı. Okurken metin yazarlığına da devam etti. Yazı ve şiirlerini yayınlamaya başladı. Fotoğraf yarışmalarında farklı derecelerde ödüller aldı.
 
Bir gün kafasında bir ampul yandı ve yıllardır içinde ukde kalan mutfak eğitimini almak için işi gücü bırakıp Istanbul Culinary Institute’te, 6 aylık çok yoğun bir program olan Chefschool’a gitmeye karar verdi. Tüm bu eğitim boyunca iki kere elini kesti, bir kere de parmağını yaktı, 5 kilo verdi ve yılmadan her gün blog yazdı: dogacanmutfakta.tumblr.com. Sonrasında dergilerde yemek ve gezi yazıları yazmaya, arkadaşlarıyla yemek atölyeleri yapmaya başladı.
 
Bugünlerde iPad için yemek tarifleri uygulaması hazırlıyor; her tarifi tek tek deneyerek, fotoğraflarayak, öneri ve püf noktalarını vererek. Aynı zamanda birkaç ay düşünüp taşınıp karar verdiği tez konusunu araştırmakla ve veri toparlamakla meşgul. Yakın zamanda Bodrum’a yerleşmeyi ve bahçesinde yetiştirdiği ot, sebze ve zeytinlerle yemek hazırlamayı hayal ediyor.
 
Yemek ve gezmekle ilgili her şey için yaşıyor.