Çocukken karşıma koyduğum gazeteyi uzaktan okuyup, kendimi spiker sandığım günden bu yana konuşmayı çok severim. İçimdeki hiç susmayan o küçük kız çocuğunu da... Çünkü hayallerimi gerçekleştirmenin
en verimli yolunun, hepsini denemekten geçtiğini o küçük kız çocuğu öğretti bana.
 
Kanal D Ana Haber Merkezi'nde çalışırken, Haydarpaşa Garı yandığında kendimi helikopter tepesinde bulduğumda anladım bu şehri çok sevmediğimi... O gün bugündür, üç buçuk yıl süren reklamcılık sonrasında, halen devam ettirdiğim sigortacılık kariyerimde kurumsal hayattan seyahatle sıyrılıyorum.
 
Yazarken unutuyorum İstanbul trafiğini, yeni bir şey gördüğümde paylaşırken susturuyorum sanki bağıran komşuları. Dünya küresini her döndürdüğümde bir ülkeye dokunmaya çalışıyorum sanki. Oraya uçtuğumda, onlardan biri gibi oluyorum, kimliğimi unutuyorum. 
 
Kısacası seyahat hiç bitmeyeceğini bildiğimden, benim için en doğal terapi...