9 Şubat'ta sabaha karşı doğdum. İsmimin anlamı: Tan-la, yani "tan vakti ile"!  En çok ismimi anlatırken zorluk çekiyorum şu hayatta, bir de plan/program yaparken.  Önce Alman Lisesi sonra da Brown Üniversitesi'ni başarıyla bitirdim!  İş hayatıma, çok hırslı bir şekilde bankacılık sektörüyle adım attım, 2 sene sonra da "parayla pulla işim olmaz" kararına varıp, istifa ettim. 5 sene Vakko'da Fashion Buying yaptım, Paris senin NY benim şeklinde moda şovları arasında mekik dokudum, "oh işte hayat buymuş" dedim.  Sonra aniden "kurumsallık"tan sıyrılmak, kendimle başbaşa kalmak isteği ile yanıp tutuşmaya başladım.

Hep yaptığım gibi fotoğraf çekmeye devam ettim,  hikayelerimi fotoğraflarımla anlattım. (www.tanlaozuzun-fa.blogspot.com, www.tanlaozuzun.com).  Bir sene önce de sevgili arkadaşım ve şimdi ki ortağım Bahar'la kafakafaya verip online bir dergi kurmaya karar verdik, kurduk da! blank-mag hayatımıza bomba gibi girdi, çok da iyi etti.   Her sayısında ayrı bir konseptle yayınlanan blank-mag, moda, felsefe, müzik, edebiyat, aşk, mimari ve akla gelen her konuda en cool yazarların buluştuğu bir ortam oldu çıktı!  Ben de kendi köşemde bir yandan yazıp bir yandan da fotoğraf çekmeye devam ediyorum.

Hayat böyle akıp gidiyor işte.  Bir de tabii en önemlisi atları çok seviyorum, ve 1990 senesinden beri fil heykelcikleri biriktiriyorum, şu anda ki toplam sayım 250 adet...  Saray'da tavuklu pilav, İnci Pastanesi'nde profiterol yemeyi de fazlasıyla seviyorum.  Daha birçok şeyi sevdiğim gibi...