Hobisini mesleği yapabilen insanlara imrenenler kulübünün sağlam üyelerindenken, sevdalısı olduğum gezi ve meraklısı olduğum gastronominin beni içerisine aldığı dünyada, kendi kendine büyüyüp, kulaktan kulağa yayılan bir şehir efsanesi oldu Tat Dedektifi.

 

2013 sonu itibariyle Digiturk’ün Turkmax Gurme kanalında yayınlanan “Nilay Örnek ile Şehirli Sofralar” adlı programın yapımcılığını üstlenmem, sosyal medyanın gücünü anlamam, yemek fotoğrafçılığında kendimi geliştirmem, deneyimlediğim binlerce tadın beynimde yarattığı birikimin ve bu tatlarla ilgili restoranlara yaptığım geri bildirimlerin aslında bir işletme için ne kadar büyük değeri olduğunu anlamam, yıllardır içimde büyüttüğüm planlarımın dışa vurumuna yardımcı oldu.

 

10 yılda oluşturduğum ve CEO toplantılarıyla, yönetim kurulu sunumlarıyla, siyah takım – beyaz gömlek ritüelleriyle, Amerikan filmlerindekinden farksız cömert iş seyahatleriyle süslediğim, söylemesi de pek havalı olan “sigorta brokerliği” kariyerimi bir kenara bıraktım, hobimin peşinden gittim ve Temmuz 2015’te kendi gastronomi danışmanlığı şirketimi kurdum. Şimdilerde bir şef ve bir mimar arkadaşımla birlikte yeme-içme dünyasına profesyonel danışmanlık hizmetleri veriyorum. E tabi seyahatler, fotoğraflar ve sosyal medya üzerinden restoran değerlendirmeleri de aynen devam!

 

Haziran doğumlu bir Akdeniz erkeğinin profilinde sıkça rastlanma ihtimali olan “deniz-kum-güneş” sevdasın üzerinde bir de gastronot olma hayali eklenince “hem yiyelim, hem gezelim” demeyeyim de ne yapayım!

 

“Hobiydi meslek oldu!” dedik ya, buna rağmen gastronominin ve seyahatin dayanılmaz cazibesi sebebiyle evde dinlenmeye çalıştığım o en yorgun anımda bile lezzetli bir yemeğin ya da hatıra olabilecek kadar özel bir gezinin heyecanını yaşamanın verdiği keyfi hiçbir şeye değişmeyeceğim!