Sake barı: Youlin

30 August 2011

 

Pantheon’un eteklerinde, daracık bir yokuşun üzerinde saklanan bu minik restoranın arkasında şef Keisuke Hamasaki var.

 

Youlin aslında bir İzakaya (bizim dünyamızda meyhaneye denk geliyor). Çoktan seçmeli sake kavı bunun tek kanıtı, menü ise tipik İzayaka prensiplerinden biraz daha rafine bir sekilde hazırlanmış. Her hafta ya da şefin paşa gönlüne göre değişen Yazının kalanını okuyun »

Aux Folies

29 August 2011

 

Paris’in 20. bölgesinin meşhurlarından Aux Folies. Günün her saatinde (sabah 7 sabaha karşı 3) tıka basa doludur, ama terasta illaki de yer bulunur. Paris’in gizemlerindendir, müdavimi oluncaya kadar neden bu kadar tutulduğu anlaşılmaz.

 

70’lerden beri el değmemiş dekorun üzerine bir de hiç sakınmadan bolbol neon kullanılmıştır, Yazının kalanını okuyun »

Paris akvaryumu

28 August 2011

 

İddia ediyorum akvaryumlar sadece çocuklar için değildir. Günler kısalmaya başladığında ağırlaşan ruhumun tek ilacı köpek balıklarının salına salına yüzdüğü o koca akvaryum olmuştur. Kafasını toplamak isteyenlere, kafasını dağıtmak isteyenlere, ya da içinden deniz geçmeyen bu şehirde mavilik arayanlara önerim Eiffel’in karşısında, Trocadero’daki akvaryum.

 

La Rochelle akvaryumu kadar büyük ve oyuncaklı olmasa da, New York akvaryumundaki gibi pengunlere Yazının kalanını okuyun »

Moda Hikayeleri Hüsseyin Çağlayan

24 August 2011

 

Musee des Arts Decoratives’in Rivoli salonları 5 Temmuz – 15 Kasım arasında  Husseyin Çağlayan’a şapka çıkartıyor.

 

Girişte sizi Sertab Erener’in yorumladığı Üzgünüm Leyla (I am sad Leyla 2010) videosu karşılıyor, ki kanımca, Türk Sanat müziğine katlanamayanları bile (bkz: ben) o koca duvarın önüne çakıverir.

 

Serginin devamında, ustanın evreninde tadından yenmez bir yolculuk var. Saint Martin’s mezuniyeti için hazırladığı kolleksiyon “Buried Dresses”den (kolleksiyon parçalarını üç ay toprağın altında yatırıp ardından podyuma yollar); 1998′de sergilediği Yazının kalanını okuyun »

Pho 14

23 August 2011

 

Paris’in 13. Bölgesinde Tolbiac yakınlarında canınız Vietnam usülü makarna çorbası çektiğinde gidilecek yer: Pho 14.

 

Paris’te iyi etnik mutfak yok diyenlere “siz halt etmişiniz” diyen, fabrika gibi işleyen, önünde her daim sıra olan (15 dakikadan fazla beklemedim hiç bir zaman), Yazının kalanını okuyun »

in Paris

22 August 2011

 

Festival des Etés de la Danse kapsamında, 8-17 Eylül arasında on temsili olacak in Paris, 1933 Nobel ödülü sahibi Rus yazar Ivan Bunin’ in (1870-1953), aynı isimli  kısa öyküsünden uyarlanmış. Mikhail Baryshnikov (Popüler kültür için Sex and The City altıncı sezona başvurunuz) ve Anna Sinyakina, Dmitry Krymov yönetiminde başrolde.

 

Dans, tiyatro ve video, aşk ve kayıp hikayesini anlatmak için Theatre National de Chailot’nun sahnesine düşüyor. Dikkat oyun Rusça. Alt yazı mevcut. Biletler için şuraya tıklıyorsunuz

 

 

Jardin de Luxembourg

20 August 2011

 

Malumunuz Ağustos ayı itibari ile Paris ölür… Herkes deniz kenarlarına gitmişken yapılacak pek fazla şey kalmaz ışıklar şehrinde. Eğer bugünlerde Paris’e gelirseniz şehirde mahsur kalanlar ya da şehri bu zamanda ziyaret edenler için parklar ve bahçeler şahane bir alternatiftir.

 

Önerim kendinize küçük bir kayıntı hazırlamanız, kitabınızı, müziğinizi, hoş sohbet arkadaşınızı, sevdiceğinizi, geniş Yazının kalanını okuyun »

Le camion qui fume

19 August 2011

 

Amerika’dan ithal bu pek sevdiğim yeni dalga sokak yemeği trendinin Paris’teki  bildiğim tek temsilcisi Le Camion Qui Fume. (Paris sokakları! hele bir bekle bir kamyon ehliyeti ediniyim bakın o zaman neler olacak)

 

Menü son derece basit: Kanlı canlı ve cömert porsyonlarla servis edilen hamburger köfteleri, Yazının kalanını okuyun »

Le Verre Diable

10 August 2011

 

Grands Boulevards’in üzerindeki tarihi ve sıkıcı restoranarla dolu Passage des Panaromas’nın genç incisi Le Verre Diable, yeni keşfim. Bir mimar (Phillipe Delage) ve bir grafistin (Stéphane Divay) 30 yıllık ‘bir restoranımız olsa’ düşü Ecole Ferrandi çıkışlı, Guy Savoy’un Bouquinistes’inde ve Avustrulya’da  Tetsuya Wakuda’nın yanında yoğrulmuş genç (ve son derece yakışıklı) şef Martin Fabre ile  tanıştıklarında gerçeğe dönüşüyor.

 

Açılalı sadece 5 hafta olmasına rağmen, servis ve mutfak tıkır tıkır işiliyor. Le Verre Diable, taze ve sezon malzemelerinden başka bir şey kullanmadığı menüsünü hergün değiştiren “cuisine du marche” (her ne kadar adil olmasa da bu konsept icin pazar mutfağı olarak çevirdiğim) ilkeleri ile hareket eden yeni dalga Fransız mutfağı temsilcilerinden.

 

Önünüze gelen tabakta bulacaklarınız: 1. Yerel ve taze malzemeye gösterilen saygı. 2. Fine dining tekniklerinde ustalaşmış ellerin dokunuşları. 3. Fransız mutfağı klasiklerine çıkartılan şapka.

Tabağınızı önünüze getirenlerde bulacaklarınız: 1. Heyecan, ilgi, alaka ve uslanmaz bir amatör ruh.

Hesap pusulasında bulacaklarınız: Son derece alçak gönüllü fiyatlar (şarapsız yemekler 18.50 ile 22 Euro arasında)

Sürekli değişen menüyü görmek için şuraya tıklıyoruz

 

38 Passage des Panoramas
Tél. : 01 44 82 93 57
Öglen servisi: Pazartesi – Cuma 12.00 14.15. Aksam servisi: Çarsamba – Cuma 19.45 – 22.15
http://www.lediableverre.fr/

Hidden Kitchen

08 August 2011

 

Saklı mutfak olarak İngilizce’den Türkçe’ye tercüme edilen Hidden Kitchen özel bir akşam yemeği klübü.

 

Amerikalı genç şefler Laura ve Braden, üniversite sonrası Avrupa’yı keşfetmek için  Louvre ile Palais Royal arasında şık bir daireye taşınıyorlar. Tam adresi rezervasyonunuz onaylandıktan sonra size e-mail ile iletecekleri dairelerinde Paris yerlileri ile tanışmak için ayda bir kere verdikleri yemek davetleri ile başlayan bu şahane klüp, daha sonra tam zamanlı bir işe dönüşüyor.

 

Laura ve Braden’ın yemek odasında, önünüze 10 bölümlü bir tadım menüsü ve her tabağa eşlik eden şaraplar çıkıyor. yediğiniz her şey taze, mevsiminde ve fine dininig usulü  hazırlanmış, Braden yemeklerden laura ise şaraplardan sorumlu… Yazının kalanını okuyun »