KONSERDE - LONDRA

10 ADIMDA READİNG FESTİVALİ

İlk bilmen gereken şu: Reading diye yazılıyor ama Reding diye okunuyor; 'riiding' değil.

 

Biletler: Reading 2012 Weekend biletleri £211.50. Biz Mayıs ayında satın almıştık. Bu bilet fiyatına Camping de dahil. Yani Perşembe gününden alana girip çadırını kurabilir, Cuma, Cumartesi ve Pazar konserleri izleyip Pazartesi gündüz de çadırını toplayıp gidebilirsin. Bunun dışında günlük biletler de mevcut. £90 civarı oluyor. Festival biletini online olarak alabiliyorsun. Adresi Türkiye olarak verirsen bileti postada kaybolma ihtimaline karşı evine yollamayabiliyorlar. Bu durumda festivale gitmeden önce Reading'in içindeki The Hexagon'a gidip biletini oradan teslim alman gerekiyor. Tren istasyonuna yürüme mesafesinde bir yer, sıra olmuyor, kimliğini gösterip alıyorsun biletini.

 
Ulaşım: Londra - Reading arası trenle 20 dakika ve fiyatı £18. Reading tren istasyonundan festivalin yapıldığı alana gün içinde sürekli olarak shuttle otobüsler var ve ücreti £1.
 
 
Konaklama: Reading'de evinde kalabileceğin bir tanıdığın yoksa konaklama için iki seçeneğin var: 1. Weekend Ticket'ın varsa ekstra ücret ödemeden kamp alanlarını kullanabilirsin (tabii ki kendi çadırını getirip kurman gerekiyor). Festival biletiyle birlikte kampçılara her sabah kahvaltı etmeleri için yemek fişleri de veriliyor üstelik. 2. Çadırda kalmak istemiyorsan Reading'de yer alan otellerden birini tercih edebilirsin. Festival haftası olduğu için fiyatların makul olmadığını ve erken rezervasyon yaptırmazsan yer bulmayacağını da hatırlatmak isterim. Beraber gittiğim arkadaşım Duygu hayatında ilk defa festival gördüğünden çadır deneyimine hazır olmadığını söyledi ve tercihimizi otelden yana kullandık. Hatalı bir tercih olduğunu söyleyebilirim. Her gece müzik bittikten sonra festival alanından çıkıp otele gitmek minimum bir buçuk saatimizi aldı ki, o yorgunlukla çekilecek şey değil. Bütün gün ayakta durduktan sonra acı veren bol yürümeli, üşümeli, taksi bulamamalı, otobüs beklemeli festival - otel arası yolculuk sonrası beklediğine değecek sıcacık ve tertemiz bir otel odasıyla da karşılaşmıyorduk üstelik. Geceliğine adam başı £50 verdiğimiz otel odamız eski, pis ve buz gibiydi. Üstelik Cumartesi sabahı yatağımızdan dev bir örümcek çıktı. Kamp alanındaki duşlar nasıldır bilemiyorum ama önümüzdeki senelerde her türlü çadırı otele tercih ederim. 
 
Yeme-içme: Festivale dışarıdan yiyecek içecek sokmak serbest. Sadece cam şişe sokamıyorsun. Kasa kasa bira, sandviç, pet şişede şarap, artık aklına ne gelirse. Çadırda kalıyorsan oldukça akıllıca bir seçenek. Festival alanında yeme içme olayları biraz pahalı. Karnını doyurabileceğin bir öğünün fiyatları £3-15 arasında değişiyor. Patates kızartması £3 , noodle £7. Jaegermeister shot, viski-tonik, şarap ve votka-tonik fiyatları ise £4.99. İçkileri içine koydukları karton bardaklar £0.1 ve bir torba dolusu karton bardak toplarsan ücretsiz bira alabiliyorsun. Böylelikle festival alanını yeşil tutmaya çalışıyorlar.  İçeride süpermarket de var. Ama yine de dışarıda fiyatlar daha uygundur diye düşünüyorum. 21 yaş altına kesinlikle içki satılmıyor. Bize bile her seferinde kimlik sordular. Girişte 'eğer 18 yaşın altında görünecek kadar şanslıysanız her seferinde kimlik göstermemek için Over 18 bilekliği alabilirsiniz' yazıyordu. Almadığımıza pişman olduk. 
 
 
Tuvaletler: Akşam saatlerine doğru ana sahne yakınındaki tuvalette sıra olduğu için girip içerdeki duruma bakma fırsatım olmadı. Çok da uzakta olmayan NME / Radio 1 çadırının bulunduğu alandaki tuvaletler inanılmaz temizdi. Tuvalet kağıdı var!!! Sifon çekebiliyorsun. Cuma sabahtan Pazar gecesine kadar temizlik aynı şekildeydi. En yoğun saatlerde bile öyle aman aman sıra da yoktu. İnanılmaz ama gerçek.
 
 
Müzik ve Sahneler: Festivalde en büyük sahne olan Ana Sahne, ikinci büyük sahne ve dev bir çadır olan NME / Radio 1 Sahnesi, orta boyda bir çadır olan Lock Up Sahnesi (Cuma ve Pazar) ve Dance Sahnesi (Cumartesi), küçük bir çadır olan Festival Republic Sahnesi ve yeni müzisyenlerin dinleyiciyle tanıştırıldığı küçük bir sahne olan BBC Introducing Sahnesi olmak üzere aynı anda 5 sahnede canlı müzik dinlemek mümkün. Alternative Sahne'de DJ'ler ve komedyenler var. Bunun dışında canlı müzik bittikten sonra kulaklıkla müzik dinlediğin Silent Arena'da sabaha kadar DJ performansları; Lock Up / Dance Stage'in olduğu çadırda da (Film Tent) film gösterimleri oluyor. Oldukça karışık ve kalabalık olan line-up'ta izlemek istediğin grupları kaçırmaman için programlı olman şart. Evde liste yapıp gelebilir, Reading App'i akıllı telefonuna indirebilir (bu seçenek çok şarj yiyebilir) ya da £7'a satılan festival programlarından satın alıp boynuna asabilirsin. Dışarıda programın korsanı £5'a satılıyor. İtibar etme derim. Yanlış ve eksik bilgiler var. Hayranı olup mutlaka dinlemek istediğin grupları kaçırma ama arada spontane olmayı da unutma. Dünyanın en büyük festivallerinden birindesin. İsmini hiç bilmediğin gruplar bile harika müzik yapıyor oluyor. Sahneler arasında gezin, yeni müzikler keşfet. 
 
 
Festival Modası: İngiltere bol yağışlı memleket. Bu sebeple festivalin olmazsa olmazı uzun lastik botlar. Kız, erkek; katılımcıların %99'unda bu botlardan görmek mümkün. Kızlar bu botların dize kadar olanlarını genellikle kısa şortlarla birlikte giyiyorlar. Erkeklerde bot boyu kısalırken şort boyu uzuyor. Bir de çantana atabileceğin katlanabilir ya da beline bağlayabileceğin ince bir yağmurluk alman tavsiye olunur. Tulumlar, kostümler, grup halinde giyinmek, enteresan aksesuarlar da popüler ve bu sayede çok renkli görüntüler oluşuyor. Vücudunun görünen yerlerine siyah marker'la yazı yazmak, forforlu renklerle yüzünü kolunu bacağını boyamak da gençler arasında moda. Hayranı olduğu grubun t-shirt'ini giymek de festivalin bir parçası. Arkasında line-up olan Reading T-Shirt'leri (bu seneninkini satın alıp önümüzdeki sene giyip oldukça popüler olabilirsin) ve o gün sahne alan grupların t-shirt'leri 20'şer Pound. Beğendiğin bir model varsa hemen al çünkü kapış kapış gidiyorlar. Eğer hazırlıksız geldiysen ve kendini ortama ait hissetmiyorsan hiç üzülme. Kot şorttan lastik bota, boyadan şapkaya, kostümden tuluma envai çeşit aksesuarı festival alanından satın alabilr, geçici ve hatta kalıcı dövme veya piercing bile yaptırabilirsin. Tabii ki fiyatların tuzlu olduğunu unutma.
 
 
Telefon şarjı / Kasa: £15 karşılığında, bilet alırken, daha sonra yine online olarak veya festivale geldiğinde sıraya girerek (sold-out olma ihtimaline karşı önceden alman tavsiye olunur) küçük bir locker kiralayıp buraya değerli eşyalarını kilitleyebilir, araçlarda kullanılan şarj aletiyle telefonunu şarj edebilirsin. Özellikle çadırda kalanlar ve festivale pasaport ya da yüklü miktarda para getirmek zorunda olanlar için iyi bir hizmet diye düşünüyorum. Locker'lar dışında da ücret karşılığı telefon şarj edilebilen alanlar mevcut.
 
 
Güvenlik: Festival girişinde ve sahnelerin olduğu alana girişte birer kez çanta kontrolü yapılıyor. Sahnelerin önünde basının ve güvenliğin girebileceği bariyerle ayrılmış bir alan var. Bariyerin arkasında duran özel güvenlik görevlileri sahne önünde bulunan dinleyicilere -buralar genede çok kalabalık olduğu ve çıkmak mümkün olmadığı için- istediklerinde su veriyorlar.  Daha büyük sahnelerde ilk bariyerin çok daha arkasında başka bir bariyerle ayrılmış ikinci bir alan daha var. İki bariyer arasında kalan alanda grupların azılı hayranları olduğu için buralar sıkış tıkış ve konser izlemek için rahatsız yerler oluyor. Çok önlere gittiğin takdirde kalabalıkla birlikte hayranların taşkınlık katsayısı da artıyor. Pogo falan yaparlarsa ezilme tehliken var. Burada çıkmanın tek yolu crowd surfing olabilir. O kadar geldim sevdiğim sanatçıyı en önden dinlerim diyorsan her şeye hazırlıklı ol.
 
 
Dikkat et: Efsaneye göre festival geleneklerinden biri performansı beğenilmeyen sanatçıya çiş atarak onu sahneden indirmek. Buna 'bottling' deniyor. Bottling dışında da bol bol havada uçan içi dolu karton bardaklar göreceksin. Ne kadarı bira, ne kadarı su, ne kadarı çiş bilmek mümkün değil. Ama özellikle kalabalık konserlerde tuvalete gitmeye üşenenlerin bardaklara işeyip bu şekilde fırlattıkları söyleniyor. Dikkatli ol. Kafana çiş bombası yiyebilirsin.
 
 
Mod: Herkes çok mutlu. Herkes eğlenmeye gelmiş. İnsanlar birbiriyle konuşuyor, sohbet ediyor, gülümsüyor. İnanılmaz kalabalığa rağmen tek bir kavga bile çıkmıyor. Herkes birbirini omzuna alıyor. Benim gibi kısa biriysen muhtemelen sana da hiç tanımadığın biri gelip 'sahneyi daha iyi görmek ister misin, seni omzuma alayım mı?' diyecek. Kötü niyet yok. İngiliz izleyicisi muhteşem. İki konser arasında çalınan şarkılara bile herkes eşlik ediyor. Yağmura çamura kimse aldırış etmiyor. Bir anlık bile olsa kaşlarını çatarsan 'smile gorgeous' diye lafı yiyebilirsin. İzleyiciler kadar sanatçılar da Reading'in bir parçası oldukları için çok mutlular ve çok iyi performanslar sergiliyorlar.
 
 
Önümüzdeki sene Reading'e gitmeye karar verdiysen çok yürüyecek çok yorulacak ama harika bir haftasonu geçireceksin. Şimdiden iyi eğlenceler dilerim.
 
 
FESTİVALİN KISA TARİHÇESİ:
 
Reading, Londra'nın 66 km batısında İngiltere'nin şehir statüsü taşımayan en büyük kentsel yerleşimlerden biri. Reading Festivali'nin geçmişi 1961 yılına dayanıyor. 1961'den 1971'e kadar National Jazz Festival adıyla organize edilen festival, 1971'den itibaren 84-85 yılları dışında günümüze dek her yıl Ağustos ayında Bank Holiday haftasonunda Richfield Avenue'daki alanda yapılıyor. 1991'den bu yana Reading Festivali aynı line-up ile aynı haftasonu (örneğin Reading'de Cuma çıkan grup Leeds'de Cumartesi çıkacak şekilde) Leeds'de de Leeds Festivali adıyla düzenleniyor. 
 
 
Festival 70'lerden bu yana dönem dönem farklı janr ağırlıklı line-up'lara yer veriliyor. Progresiv rock, blues, heavy metal, punk ve 2000'lerden itibaren de indie ve hatta bazen hip-hop türünde sanatçılar Reading ve Leeds festivalinde sahne alıyorlar. Son 10 yılda Reading'de Headliner olmuş gruplar arasında The Cure, Kasabian, My Chemical Romance, Arcade Fire, Blink-182, Kings of Leon, Arctic Monkeys, Radiohead, Rage Against The Machine, The Killers, Razorlight, Franz Ferdinand, Muse, Pearl Jam, Pixies, Iron Maiden, The White Stripes, Green Day, Linkin Park, The Strokes, Foo Fighters, Guns N' Roses, Travis, Eminem, Oasis, Pulp, Stereophonics, The Charlatans, Blur, Beastie Boys, Garbage, Suede, Manic Street Preachers, Metallica, The Prodigy, The Stone Roses, Smashing Pumpkins, Björk, Cypress Hill, Red Hot Chili Peppers, Nirvana ve Public Enemy gibi gruplar var.
 
 
READING 2012'DE KİMLER VARDI?
The Cure, Kasabian, Foo Fighters, Florence + The Machine, The Black Keys, Enter Shikari, Paramore, Bombay Bicycle Club, The Vaccines, Kaiser Chiefs, You Me At Six, Crystal Castles, The Shins, Mystery Jets, Eagles Of Death Metal, The Maccabees, Justice, Foster The People, Two Door Cinema Club, Miike Snow, Santigold, The Hives, Friends, Pure Love, Dry The River, Of Monsters And Men, Metronomy, Katy B, Azelia Banks, Grimes, The Japanese Popstars, Sleigh Bells, Feeder, Niki & The Dove, Lucy Rose ve daha nicesi... 

BLOGGER

Elif Tanverdi
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET