GEZİNTİDE - CENEVRE

2 KITA, 6 MAHALLE

 

Cenevre, ortasından geçen Rhône Nehri ve Leman Gölü nedeniyle tıpkı İstanbul gibi iki kıtaya ayrılmış durumda. Daha kolay anlaşılması için ben durumu şöyle özetledim; Rive Droite (Sağ taraf, yani Avrupa yakası) ve Rive Gauche (Sol taraf yani Anadolu). Dikkatle incelediğimizde yaşama, oturma, yeşillik kriterlerinin de İstanbul’a parallel özellikler gösterdiğini göreceksin. Tabii çok daha küçük oranlarda.

 

Rive Droite’ta (Sağ tarafta) esas mahalle…

Les Paquis: Çoğunlukla her milletten insanın, yasal olan fahişelik yüzünden perdelerle camlarını gizleyen otellerin, geç saatlere kadar açık internet kahvelerinin, eve kaliteli peynir-et lazımsa Manor dükkanlarının, üniversitelilerin tercih nedeni daha ucuz biralı barların ve Cenevre’nin her treninin geçtiği Cornavin istasyonunun anavatanı. Eğer buralarda dolanmaktaysan El Faro’da paella yedikten sonra AMR’de kafasına gore sahneye çıkıp jam sessions yapan Cenevreli müzisyenleri dinlemek mecburi. Giriş, konser olduğu gecelerde 20 Frank (40 TL) 

 

Rive Gauche (Sol tarafta) insan manzaraları

Pazar günleri yiyecek içecek pazarının kurulduğu Plainpalais üniversitelere yakın olması yüzünden canlı, heyecanlı, bol kahveli, çok barlı, ucuz lokantalı bir bölge. Burada görmeden sakın dönme denilecek tek mekan 16-28 yaş arası gençlerin, her telden müzikle dans etmeyi sevdiği L’Usine. Hafif leş, biraz harap, döküntü orası diyenlere aldırma. Git sen.

 

Vieille Ville’de sokaklarda dolaşıp katedrallere bakmak, Chez Ma Cousine’de kızarmış tavuk-patates tek menü yiyip, kırtasiyelerde bir karta 5 Frank (10 TL) bayılmaktan başka ben kendimce iki önemli aktivite seçtim 1. Place du Bourg-du-Four’daki Café du Bourg-du-Four’da et yanında rosti, ya da rosti üzerinde yumurta ye. 2. Place du Bourg-du-Four’daki Le Clemance kahvesinde, hele hava da güzelse bir bira iste, kitabını aç, yan masaya sulan, arkadaş ol.

 

City Center çok sıkıcı. Rue du Rhône ve Rue du Marché isminde pek de dükkan olduğunu söyleyemeyeceğim iki alışveriş sokağı var. Zaten hiçbir aklı selim İsviçre’de alışveriş yapmaz. Bir Zara t-shirt mesela, buradakinin üç misli. Ama eğer ki buralardaysanız, gidip de görmeniz gereken tek önemli yer: Halles de l'Ile. Mahallenin, içinde bistrosu da olan, kontuarında şarap da içilen, sosisi de enfes gelen kapalı pazarı.

 

Eaux-Vives daha çok milletin evlerinin bulunduğu bir mahalle Hafif Erenköy tadında. Le Parc Lagrange’de piknik yapmak, iskambil oynamak, şarap açmak ya da köpek gezdirirken bir İsviçreli beyle tanışmak şart. Akşam evden iki adım ötede bir kokteyl yuvarlamak istersen de iki lezbiyen kadının işlettiği  La Suite 115 (61 Rue du 31 Décembre) gitmen gereken yer olacak.

 

Geldik benim mahalleme: Carouge. Küçük sokaklar üzerinde kahveler, barlar, lokantalar, tiyatrolar, sinemalar, yabancılar, köpekler, çocuklar, dansçılar… Oraya da git buraya da demek çok zor çünkü her bir aralıkta sayısız dükkan var. Ama şöyle bir kare as sayabilirim: Hediye lazımsa L'Envie de (Rue St- Joseph 2);  taverna ve pazar brunch ayağına L’Auberge du Cheval Blanc (Place de l’Octroi 15); bar ortamına Le Chat Noir (Rue Vautier 13); bira-beyaz şarap-limon suyu karışımından oluşan bir içkiyi, dünyanın başka yerinde nerede bulacağını bilemezsen Le Marchand de Sable (Rue Vautier 4)

BLOGGER

Hazal Yılmaz
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET