SOKAKTA - MARSİLYA

A'DAN Z'YE MARSİLYA

A / AVIGNON: Günümüze kadar neredeyse tamamı sapasağlam kalmış Avignon’un; kaleleri, lavanta bahçeleri ve elbette şarkısıyla ünlü köprüsü gezilecek yerler listende üst sıralarda yerini almalı! Avignon Marsilya’ya trenle 1 saatlik uzaklıkta. Avignon’a gelmişken Ortaçağ’dan kalma gerçek bir Fransız restoranına da uğramak istemez misin? O halde Christian Etienne’in ismini yaz not defterine.

 

B / BALIKÇI KASABALARI: Turist istilasına uğramış olmasına rağmen kendi kültürünü korumayı başarmış Vallon des Auffes ve Cassis balıkçı köylerine uğramayı unutma! Cassis’e gitmek için, Castallena metro durağında MO8 numaralı otobüse binmen yeterli (2€). Cassis’in masmavi denizinde yüzüp, rengarenk sokaklarında dolandıktan sonra şehre ismini veren Cassis meyvesinden yapılma dondurmayı da tatmalısın. Ekşimtrak bir lezzeti var.  Vallon des Auffes’a 83 numaralı otobüs gidiyor. Köprüsünün üzerinden güneşi batırmak nefis!

 

C / COURS JULIEN:  Marsilya’daki graffitilerin kalbinden merhaba!  Cours Julien dünyanın pek çok yerinden gelmiş muralistlerin buluşma noktası. Tam bir Açıkhava müzesi. 2012’de Juxtapoz isimli sokak sanatçıları gurubunun Cours Julien'e girmesiyle başlayan duvar boyama sanatının en son örneklerinden biri de Charlie Hebdo saldırısı sonucu hayatını kaybeden Cabu için yapılmış. Yapan ise ünlü muralist Julien. Buraya uğramadan önce Google Walk Night’da izlemelisin: https://nightwalk.withgoogle.com/en/panorama

 

Ç / ÇOK YİYENLER: Çok gezenler çok yemeyi de iyi bilir! Madem Fransa’dasın sabahları, adetlere uyup kuruvasan & kahve yapacaksın. Benim tavsiyem Vieux Port yakınlarındaki La Boulangerie Aixoise (45 Rue Francis Davso). Öğlen nefis bahçesiyle La Table Cinq seni bekliyor. Metro ile Cinq Avenues Longcamp durağında indikten sonra sadece 5 dakikalık yürüme mesafesinde olan Boulevard  de la Blancarde sokağında. Özellikle tatlılarını unutamadığımız bu restoranda 'variation de chocolat noir grand cru pur Brésil”i midene indirmelisin! Akşam liman turundan sonra Le Clandestino (31 Rue Endoume) masalarında kendine yer edinebilirsin.

 

D / DOĞA: Marsilya efsanevi doğal güzelliklere ev sahipliği yapıyor. Bunların en önemlisi Calanques! Benim favorilerimi soracak olursan: Sormiou ve Morgiou koyları. Sormiou harika mavi tonuyla kesinlikle seni etkileyecektir ama benim gibi sakin ve gizli kalmış koyları seviyorsan Morgiou'yu tercih edeceksin! Üstelik hayatımda asla unutmacağım bir tecrübe yaşadım. Yerlilerden öğrendiğim Calanques’taki bu mağara, Morgiou koyunun gizli cenneti; bu mağaranın içine girdiğinde suyun rengi inanılmaz, eğer bölgenin yerlilerine sorarsan sana yolu gösterecekler.

 

E / ESKİ MARSİLYA: Marsilya için her şey Le Panier'de başlamış, sokağa adımını attığın anda kendini eski Fransız dönemlerinde yaşıyormuş gibi hissediyorsun. Le Panier’de sabundan takıya pek çok hediyelik eşya satan dükkan var. Karnında açlık zilleri çaldığında La Terrasse du Panier’nin bahçesinde kırmızı sandalyelere kurulma zamanı!

 

F / FOLYA, SARDALYA, BARBUNYA: Marsilya’yı Marsilya yapanlardan biri de ünlü balıkçıları... Bu abiler hergün 8.00- 13.00 saatleri arasında taze balıklarıyla limanda sizi karşılıyorlar. Teknelerle birlikte kuş sesleri liman kültürünü birebir yaşatıyor . Marsilya’ya gelip de ünlü balık çorbası bouillabaisse içmeden geri dönmek olmaz. Peki nerede? Seçenek çok! Le Chateau,  Chez Fonfon, L'Aromat bizim öneriler.

 

G / GÜN BATIMI: Gün batımı dediğin tepeden seyredilmelidir. En iyisini görmek için şehirden 30 dakika uzaklıktaki Allauch köyüne gitmen gerekse bile! Eğer oralar çok uzak, şehrin içinden yer edinmeliyim dersen, Basilique Notre Dame adresin! Şehrin en tepesinde bulunan bu bazilika, Marsilya'yı 360 derece görmek ve tepeden gün batımını izlemek için birebir!

 

H / HARİKA HALK: Güney Fransa’nın insanı bi başka! Hepsi çok yardımsever ve bir o kadar arkadaş canlısı. Fas, Tunus, Cezayir gibi pek çok etnik kültürün bir arada yaşadığı bu şehre bizce aşık olacaksın.

 

I / IF ADASI VE KALESI: İf adası Alexandre Dumas’nın meşhur Monte Kristo Kontu kitabına da yer alan şatoya ve hapishaneye ev sahipliği yapıyor. Hatta geçmişte bu hapishanenin de Alcatraz gibi pek çok efsanesi varmış.  Sadece 20 dakikalık mesafedeki bu ilginç adaya vakit ayırmalı.

 

İ / İLGİNÇ OTEL: Dünyanın en ilginç dizayn edilen otellerinden biri de Marsilya’da ki Au Vieux Panier. Bu otelin Panik Odası çok ünlü. Odanın yarısı karmaşık graffilerle doluyken diğer yarısı tamamen sade, minimalist bir şekilde dizayn edilmiş. Sağ taraf  dağınıklığı, gürültüyü,  sol ise huzuru ve sesslizliği temsil ediyor. https://vimeo.com/38437356

 

J / JOKER MEKANLAR: Marsilya’da keşfedilecek mekanlar asla bitmeyecek. Eğer kalacak zamanın uzunsa, Provence bölgesi bütün güzellikleriyle seni bekliyor! Van Gogh’un hayatının önemli kısmının geçtiği Arles sokaklarından tut, Luberon’un peri bacalarına kadar uzun bir yolun var. Doğa aşıkları için Camargue tam bir hazine! Sadece süslü yağlı boya tablolardan gördüğümüz günbatımında leyleklerin uçtuğu, göllerde de  atların koşuşturduğu manzaralar, Camargue için gayet sıradan.

 

K / KIRMIZI ŞERİT: Eğer sen de benim gibi yürüyerek şehri keşfetmeyi sevenlerdensen, Marsilyalılar çok akıllı bi sistem yapmışlar. Şehrin tarihi ve turistik kısımlarını gezmek için yerdeki kırmızı şeridi takip etmen yeterli. Bu şeritle birlikte 2 saatte şehrin önemli tarihi yerlerini katetmiş oluyorsun!

 

L / LAVANTA: Lavanta, Marsilya diyince akla gelen ilk sözcük. Haziranın ilk haftası Marsilya lavanta bahçelerini gezmeli, lavanta balı, şampuanı, sabunu edinmelisin!

 

M / MUCEM: MuCem bir Akdeniz müzesi. Ve bu müze de tıpkı Akdeniz gibi içinde pek çok farklı kültür barındırıyor. Müzenin mimari tasarımı ve silüeti bu kültür zenginliğini gözler önüne seriyor. Marisindeki küçük ışık oyunları fotoğrafçılar için tam bir hazine!

 

N / NİMES: Nimes Fransa’nın Roma’sı olarak geçiyor, aslında sebebi çok basit. Nimes’in ortasında da Collesium gibi kocaman bir arena var, üstelik halen sapasağlam duruyor! Nimes Marsilya’ya sadece 1 saat uzaklıkta ve ortalama 15 €’luk bir tren biletiyle kendini gerçek bir Fransız kasabasında bulabilirsin.

 

O / OLMAZSA OLMAZLAR: Marsilya benim için liman, Provence bölgesi, Calanques & Cassis ve Cours Julien olarak dörde ayrılıyor. Bu dörtlü Marsilya’ya gideceklerin olmazsa olmazları. Liman kısmı eski Marsilya’yı, Provence köyleri ve toprağı , Calanques & Cassis doğayı, Cours Julien’de Marsilya’nın son dönemlerinde doğan anarşist ruhunu temsil ediyor.

 

Ö/ ÖNEMLİ: Fransızların İngilizce bilmediğini artık kabullenmemiz gerek ve bazı anlarda dil bilmeye gerçekten ihtiyacın olabiliyor. Küçük bir haritayla birlikte basit bir Fransızca sözlük, bu gibi durumlarda seni kurtaracak. Örneğin havalimanında şehre giden otobüsü sormak için le bus (lö büs) diyebilirsin. Fiyatı 5€. Şehir içinde istasyonlardan alabileceğin toplu taşıma kartlarının 10’lu geçiş hakkı olanını 3 günlük bir Marsilya seyahati için gayet ideal. Marsilya’da iki metro hattı var: kırmızı ve mavi. 

 

P / PLAJ CENNETİ: Marsilya’nın en sevdiğim özelliklerinden biri de bu kadar şehirleşmesine rağmen denizini korumuş ve birbirinden güzel plaj seçenekleri sunması. Şehrin kıyısında  sadece yüzmek için değil rüzgar sörfü gibi pek çok deniz sporu için ideal plajlar var. Özellikle Prado plajı tamamen engellilere uygun yapılmış. Plajda akülü sandalye şarj aletinden tut, sağırlara özel pek çok sistem geliştirilmiş! (Bu şehri sevmek için başka bir sebep daha! Marsilya’nın kıyıları o kadar temiz ki eğer dalmayı seviyorsan ,ekipmanlarını yanına almalısın. Ünlü kaşif, kırmızı bereli amcamız  Jacques-Yves Cousteau küçüklüğünde buraları keşfedip deniz aşığı olmuş! 

 

R / RESTORAN MI DEDİK? Elbette! Ne de olsa denizden babam çıksa yerim dedirten bir liman şehrindeyiz. La Boite a Sardine tepsiler içinde gelen ıstakoz, istridye, deniz kestanesi canın çektiğinde uğrayacağın mekan. Meşhur balık çorbası bouillabaisse’in kralını tatmak istersen Chez Madie les Galinettes (138 Quai du Port) doğru yer. Kredi kartı geçmeyen, Marsilya’nın belki de Güney Fransa’nın en iyi pizzasını yiyeceğin lokanta aradığında Chez Etienne (43 Rue Lorette), şarap tadımı yanında nefis peynirler eşlik etsin dilediğinde La Part des Anges baya iyi adresler.

 

S / SAINT CHARLES GARI: Burası Marsilya’da ulaşımın kalbi. Tarihi ve modernizmi birleştiren ilginç bir mimarı yapısı var, akşam saatlerinde ise uzak durmak iyi olabilir çünkü ıssız.

 

Ş / ŞARAP: Güney Fransa’nın şarapları da Bordeux’ya rakip! Coteaux d'Aix-en-Provence and Les Baux-de-Provence bölgelerindeki şarap tadımlarını kaçırma! Benim favorim gerçek güney Fransa’dan gelen Mas de Cadenet.

 

T / TREKKING: Spor ayakkabını ve fotoğraf makineni almayı unutma! Calanques’ın doğal güzellikleri seni trekkinge çağırıyor. Yürüyüş yolunun başlangıçtaki çeşmeden suyunu matarana doldur!

 

U / UNUTULMAZ MEKAN: La Friche Belle de Mai şu ana kadar gördüğüm en cool mekanlardan biri.  Kendisi Marsilya’nın sanat merkezi olur, içerisinde poster yapan atölyelerden tut , çizgi romancılara kadar sayısız dükkkan, radyo istasyonu, nefis bir teras var. Sadece sanat merkezi değil yanında bulunan alanda kaykacılar için pistler, duvarlarında graffitiler, muraller var! Benim en ilgimi çeken de burda eline müzik aletini alanın, gelip sahneye çıkıp istediğin isöylemesi oldu.

 

Ü / ÜÇ DAKİKADA YEMEK: If Kalesini gezdikten sonra yakınında bulunan Marché Saint Victoria pazarına uğrayabilirsin. Harika sandviçlerin ve deniz ürünlerinin adresi.

 

V / VIEUX PORT: Vieux Port’un tam ortasına, tepeye devasa bir ayna koymuşlar. Bu ayna şehirdekilerin buluşma noktası rolünü üstlenmiş. Eğer Marsilya'da bir arkadaşınla buluşacaksın "aynanın orda buluşalım" demen yeterli!

 

Y / YELDEĞİRMENLERİ: Marsilya’dan sadece 30 dakikalık uzaklıkta, yeldeğirmenleriyle dolu Alluch kasabasına uğramalısın. Bu küçük köyde insanların nasıl yeşille bütünleştiğini farkedeceksin. Yeldeğirmenlerinin arkasında dünyanın en özel otellerinden biri olan Attrap'Reves seni bekliyor. Anlamı ‘’Rüya Yakalayan’’.  Burada her şey doğal ve geceleri sadece yıldızlar eşlik ediyor. Doğanın içindeki bu otelin, tamamen organik kahvaltısı bile seni kendisine hayran bırakmaya yetiyor.

 

Z / ZENGİN KÜLTÜR: Marsilya’nın bu zengin kültürü, uzun kıyısı olan Akdeniz şehri olmasından  kaynaklanıyor, Fransız sömürgelerinden ve dünyanın dört bir yanından çalışmak için gelenlerin Marsilya’ya yerleşmesiyle birlikte şehrin multi-kültürel mozaikliği gittikçe zenginlenmiş. Hatta MuCem müzesinde tam girişinde  bu kültür zenginliğini göstermek adına 3 farklı dilde yazılar sizi karşılıyor. Tunus, Cezayir, Fas gibi pek çok farklı kültürle tanışmak için harika bir yer Marsilya! Eğer Tunus mutfağına meraklıysan La Goulette’i (1 Rue Pavillon) denemek şart!

 

BLOGGER

Barkın Özdemir
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET