SOKAKTA - KOPENHAG

BU YAZ KOPENHAG'A GİTMEK İÇİN 14 NEDEN

14. 16:00 dedin mi kapılarını açıyor, saatler ilerledikçe yer bulmak da, şef usulü kokteyl yapan barmenlerin elinden çıkma bardaklara ulaşmak da zorlaşıyor. Bu yüzden tavsiye erken saatlerde Rubynin özel odalarından birine ya da bar taburelerine kurulmak. Sonrasını barmen beye bırakacaksınız, o ne derse içmek lazım (Nybrogade 10, Indre By)

 

13. Jean Nouvel’in söylediği gibi "mimarlık müzik gibidir". Bunu anlamak için de Kopenhag’da Danish Radio Concert Hallın 1800 kişilik salonuna kurulmak gerekir. Binanın içine girmek için sizi cezbedecek bir neden bulamazsanız, geceleri üzerinde video gösterimleri, filmler yapılan binasını izlemeye, yakınlarında durmalısınız (Emil Holms Kanal 20, Vestamager) 

 

12. Kopenhag’ın sokaklarında yürüyünce Georg Jensen ismi karşınıza çok çıkıyor, kim olduğunu bilmeyince de bilirkişilere soruyorsunuz. İskandinavya’nın en ünlü gümüş mutfak malzemelerini yapan marka olduğunu öğrenmeniz çok vakit almıyor. Bu yüzden İznik’e gidince çini alır, Bursa’dayken iskender yer gibi eviniz için bir şeyler almak isterseniz adres: Danish Silver (Bredgade 12, Nyhavn) 

 

11. Dünyanın en iyi şefleri listesinde pek çok yıl birincilik almış olan René Redzepi, yine aynı kaderi paylaşan Noma restoranını sunar. Nordisk Mad yani Norveç yemeği kelimesinin kısaltılması. Dolayısıyla Faroe Adaları’ndan gelme langustalar, İzlanda kıyılarından toplama somonlar, ya da Grönland’ın yabani mandaları burada tabağınıza servis edilecek yemekler. Rezervasyonlar aylar öncesinden kapanıyor, o yüzden Noma’da bir tabağın başına oturmak için birkaç Kopenhag gezisi gerekebilir (Strandgade 93, Christianshavn) 

 

10. Bisküvi üzerine krema tepesine çikolata kaplaması: Flødeboller. Kopenhag’ın her yerinde simit gibi satılıyor. Yemeden dönmek, olmaz!

 

9. Carlsberg Glyptotek Galeri’ye daimi ve geçici sergilerini görmek için gidiyorsunuz, sonra da kış bahçesinde oturuğ Mette Blomsterberg elinden çıkma kekleri kahve eşliğinde tüketiyorsunuz. İşte size evladiyelik, seyahat dönüşünde ballandırarak anlatmalık, kıskançlıklara, hayat sana güzel nidalarına sebep olmalık bir hikaye (Dantes Plads 7, Indre By)

 

8. 1888’de açıldığında dişini tırnağına takmış adamların, ucuza öğle yemeklerini yediği bu esnaf lokantası hala aynı görevi yapmakla yükümlü. Husmanns Vinstue’de tütsülenmiş yılan balığı ve kuzeylerin geleneklerinden olan ringa balığı en geleneksel yemekler (Larsbjørnsstræde 2).

 

7. 20. yüzyıl İskandinav tasarımlarını müze gibi gezmek için Bredgade caddesi boyunca yürümek lazım. Ama asıl atlanmaması gereken dükkan: Klassik. Hans Wegner, Finn Juhl, Poul Henningsen, Poul Kjærholm isimlerini aklınızda tutun ve eserlerini gördüğünüzde eve alsak mı diye tüm imkanları zorlayın (Bredgade 3, Nyhavn)

 

6. Amerikalılar’ın Anthony Bourdain’i, İngilizler’in Jamie Oliver’ı, Fransızlar’ın Paul Bocuse’ü varsa, Danimarkalılar’ın da Claus Meyeri var. Kendisi televizyonda popülerleşen kariyerini Meyers Deli şubelerinde sürdürmekte. 

 

5. Eğer hava güzelse siz de pek çok Danimarkalı gibi 80 dakikalık bir tren yolculuğuna çıkacak ve kendinizi İsveç-Danimarka arasındaki Tisvildeleje’nin beyaz kumlarla kaplı, berrak sularının kenarında bulacaksınız.

 

4. Danimarka’nın büfelerinde karşınıza hep smørrebrød çıkacak. Kendisi hakkında açık sandviç gibi genel bir açıklama yapabilirim ama aslen bir ekmek dilimi üzerinde yemek cenneti diye anlatmak lazım. Smørrebrød’in en iyilerini yapan Royal Café hakkında ise anlatılmaz yaşanır deyimini kullanmak ve yemeden dönmeyin açıklamasını yaptıktan sonra konuyu kapatmak yerinde olacak (Amagertorv 6, Indre By, 

 

3. Kopenhag’a 8 km uzaklıkta Renoir, Cézanne, Monet, Manet, Gauguin’in tablolarını sergileyen; modern tasarımın ağa babalarından Finn Juhl’un işlerini görebileceğiniz, bir de bunlara Zaha Hadid tasarımı bir binanın eşlik ettiği Ordrupgaard müzesi var. İçi, dışı, sağı solu sanat olan yer. (Vilvordevej 110, Charlottenlund) 

 

2. Sand, Acne, Björn Borg, Filippa K, Gant gibi İskandinav markalarını dükkan dükkan aramak yerine bir arada görmek istiyorsanız Illum alışveri merkezi Østergade 52, Indre By’da sizin için servis veriyor.

 

1. Danimarka’nın en büyük tasarımcısı, Egg, Swan ve Ant koltuklarının babası Arne Jacobsen’in orjinal parçalarını görmek için Radisson Blu Royal’in 606 numaralı odasında kalmanız gerekiyor. Olmadı, rica edin belki size bir kayak yapar, ortamı gösterirler.

 

BLOGGER

Hazal Yılmaz
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET