GEZİNTİDE - DUBAİ

DUBAİ MAHALLE HAYATI

 
Dubai’de oryantasyon kolay: İki hat üzerindeki metroyla şehrin en yeni bölgelerinden (Dubai Marina, Jumeirah Beach Walk), en eski taraflarına (Deira), hatta 15 dakika uzaklıktaki havaalanına kadar gidebiliyorsun. Metroyla uğraşamam dersen de bir taksiye atlıyorsun, o seni istediğin yere en fazla 90 Dirhem'e (45 TL) bırakıyor. Ama düşündüm de, hangi bölgenin nereye benzediğine, orada karşına çıkabilecek dükkan ve restoranlardan bahsetsem biraz, hoşuna gidebilir…
 
 
Jumeriah
Zannedersin Levent. Hatta 1 2 3 diye kendi içinde mahallelere ayrılmasıyla tam Levent. Dubai’nin en eski rezidans bölgesi. Burada gökdelenlerin tam tersine 2-3 katlı villalar var. Gördüğün evlerde genellikle zenginler yaşıyor. Eğer Emir’in amca, dayı, kuzen, enişte oğullarından biri değilsen, ne kadar paran olsan da sana ev satmıyorlar, ancak 99 yıllığına kiralamana izin var. Biraz sokaklarında yürüdüm, bale okulları; Amerika’nın 50’lerdeki zamanlarından kalma gibi duran küçük alışveriş merkezleri; 200 metre uzunluğunda bir hayvanat bahçesi; estetisyen, kuaför, dişçi, jinekolog tabelaları dikkatimi çekti. Palmiyeler, sıcak, aynı renkte binalar, Range Rover’larını kullanan siyah sürmelerini gözlerine çekmiş hanımlar burada olağan durumlar.
 
Eğer buralardaysan... La Parrilla’da büyük porsiyonlarda gelen Arjantin usulü etlerle midene bayram ettir. Üzerine de 360’ın terasından Dubai manzarasına bir kadeh viski kaldır. Dans da var. Seversen.
 
 
Palm Jumeirah
Dubai’nin bütün fotoğraflarında gördüğün palmiye şeklindeki suni adacığın olduğu yerdesin. Neredeyse bütün yabancıların yerleşim bölgesi. Ucunda da en lüksün tanımını tek başına yapan Atlantis Otel var. Palm Jumeirah'da uzun zaman öncesinden kuyruklara girip paraşütle denize atlamak mümkünmüş. Şimdiden yerimi ayırtsam da kışın havanın 24’lere düştüğü günlerde bunu bir denesem mi diye düşünmedim değil.
 
Eğer buralardaysan... One and Only’e gideceksin. Burası içinde pek çok restoran ve bar olan bir zevk oteli. STAY by Yannick Alléno’da yemek üzerine havuz kenarında “Emir beni evlat edinse” hayallerine dalabilirsin.
 
 
Jumeriah Beach Walk / Dubai Marina
Dubai’nin insancıl, az sayıdaki mekanlarından birine hoşgeldin. Öncelikle burası İzmir kordon boyundan farksız. Sadece çekirdek çıtlayıp merserize hırkalarıyla dolaşan kalabalıklar yerine golf arabalarından devşirme yapılmış taksiler, yerden fıskiye şeklinde yükselen çeşmeler, bir de denizinden hiçbir zevk almayacağın bir plaj görüyorsun. Hava sıcak olunca evinden şemsiyesini kapan güneşlenmeye koşuyor ama canım Ege’nin yanında yaşadığın deneyim bir hiç. Ben sokaklardaki müzik gruplarına takılıp, elimde kahvemle 1 kilometrelik aranda turlamaktan memnundum ama bir Boğaz değil elbette.
 
Eğer buralardaysan... yeni açılmış Toro Toro’da balık salatası olarak da bilinen ceviche üzerine rodizio (yani ortaya karışık kebap) siparişi ver derim. Sonra da bir taksiye atlayıp Golden Tulip Al Jazira’da açılmış İbiza beach club’ı Blue Marlin’de dans etmeye kaçarsın.
 
 
Deira
Mahmutpaşa- Kapalıçarşı- Beyazıt. Ama tarihten nasibini almamış hali elbette. Al Ras tarafında metroyla inip mini altın çarşısını gezdikten sonra, bir dirhem verip karşı tarafa, Kapalıçarşı’yı andıran Al Souk mahallesine geçiyorsun iki dakikada. Burada, alışık olduğumuz üzere bütün satıcılar gel benden paşmina al, elbise al, Maria oyuncaklara bir bak diye bağırıyor. Çinilerle kaplı camisini, takalara nazır deniz ürünleri restoranını, elektronik dükkanlarını, müze denilen binasıyla Eminönü-Sirkeci hattından farkı yok. Bir yenilik göremeyeceksin.
 
Eğer Deira’daysan... Ashiana’da Hint yemeği yiyecek, The Bar’da sosyalleşeceksin.
 
 
Al Satwa
Benim Dubai’deki favori caddem Satwa oldu. Anthony Bourdain izinden Pakistanlı Ravi restoranını ararken keşfettiğim bu sokak üzerinde Osmanbey usulü tekstil dükkanları, oyuncakçılar, balkonlarına çamaşırları asmış yerel halkın evleri var.
 
 
Media City / İnternet City / The Greens
Dubai’de her şey küçük kentler içerisine tıkıştırılmış. Medya’nın, İnternet’in, Finans’ın hatta Sağlık, İrlandalı, Festivalin bile bir “City”si var. İşte onlar arasında Google, IBM, Amerikan Üniversitesi binalarını görmek için bir tura çıkmak istersen taksici beye Media City’ye çek beni diyip oralarda takılabilirsin.
 
Eğer buralardaysan... çalışan usulü Paratha King’de Hint yemekleri yemen ya da Dubai’nin duvar sanatlarıyla ünlü kahvesi Circle Café’de kahvaltıya oturman tavsiye edilir.
 
 
DHIM / Financial District
Bana iş çıkışı saatlerinde mutlaka git, Gate Village’ın içinde takıl diye çok söylediler ama aptallık edip bu öneriyi son güne bıraktım. Bankacı beylerle az sonra düğüne kaçacakmış gibi görünen hanımların mahallesini önceden görseydim kesin çıkmazdım. Gate Village dediğim içinde galeriler, barlar ve restoranlar olan büyük bir bina aslında. Manzarası, denize nazır masaları, kumsalı falan da yok ama dünyanın her yerinde şubeleri olan restoranlar, tomatini gibi adını ilk burada duyduğum kokteyller, Fransız, Arjantinli, İngiliz, İrlandalı expat’lar var.
 
Eğer buralara gelmişsen... sana tavsiyem öğle saatinde 1762’de sebze, mozzarella, karamelize soğanlı focaccia sandviç; akşamüstü La Petite Maison barında kahveli martini; yemeğe Venedik’te Byron, Rousseau, Cassanova’nın müdavimlerinden olduğu Caffe Florian’da tagliatelle; gece The Gramercy’de caz dinletisi.
 
 
Downtown / Dubai Mall
Dubai’nin şehir merkezi olarak kabul gören yerin bir alışveriş merkezi olması şaşırtıcı değil elbette. İçinde köpekbalıklarıyla yüzülen akvaryum, şelaleler, buz pateni pisti, sinemalar, SEGA isimli bir video oyunları merkezi de olan bu devasa yer, hatta kendisinden mahalle olarak bahsedeceğim, herkesin buluşma alanı. Dubai Mall’dan Souk Al Bahar’a bağlanan yola çıkarsan, 30 dakikada bir dünyanın en yükseğe fışkıran su şovunu müzikler eşliğinde izleyebilir, etrafta dolanan turistler ve yerliler arasına karışabilir, hem de dünyanın en uzun binası Burj Khalifa’ya karşı bir hatıra fotoğrafı çektirebilirsin.
 
Eğer buralardaysan... Amerikan’dan Arap’a, İtalyan’dan Fransız’a her türlü lokanta var. Benim favorilerim arasında Lübnanlı Al Hallab, İngiliz Shakespeare & Co, Karim Rashid tasarımı Switch, dim sum tipinde Ping Pong var.
 
 
Medinat Jumeirah
Kanallarla birbirine bağlanan otel odaları, takayla götürüldüğün bar bölgesinde suya nazır manzara, kişi başı 400 Dirhem'den aşağı çıkamayacağın restoranlar, çarşı alanında sisha (nargile) keyfi. Medinat hakkında Dubai'nin Venedik'i diyorlar. Herşeyin yapma olmasına takmazsan doğrular. 
 
Eğer buradaysan.. Al Fayrooz'da aperatifini alıp, Pierchic'de deniz ürünlerinin zevkini çıkaracak, Centimetro'da manzaraya nazır oturup, Trilogy'de DJ elinden çıkma elektronik müzik dinleyeceksin.
 
 
Festival City
Henüz yapım aşamasında olan bu endüstriyel bölgede oteller, golf sahaları, İrlandalılar’ın pub’ları, IKEA ve tabii ki alışveriş merkezleri sıralanıyor.
 
Eğer buralardaysan... Belgian Beer Café’de Duvel, Leffe, La Chauffe gibi her türlü Belçika birasının tadına varabilirsin. Pek sevdiğimiz Jamie Oliver’ın Jamie’s Italian restoranı, Paris’te her turiste mutlaka git dedikleri Le Relais de L’Entrecôte da hizmete açık.

BLOGGER

Hazal Yılmaz
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET