BARDA - SARAYBOSNA

EŞSİZ, BENZERSİZ: ZLATNA RİBİCA

Gececide alışkanlık: (1) en çok sayıda mekana girmek için her yerde on dakika bulunma hakkını saklı tutmak (2) kimseyle muhabbete dalmadan “n’aber abi” lafını “?” yerine “.” kullanarak bitirmek (3) var olunan yerde değil, bir sonrakinde mutlu olacağını varsaymak (4) ebedi yalnızlık duygusunu buranın da tadı kaçtı altyazısıyla çevirmek (5) öğle yemeğinde akşam pişecek musakkanın hayallerini kuran bir toplum olarak stadyum’da Rolling Stones dinlerken, Aztek’te arkadaşlarla buluşma planları yapmak .

Bende de var bu. Yüksek miktarda. Aynı insanları, bir sonraki istikamette yakalarsam yarışta lider olabilmek için paltoları çıkarmıyorum. Maksat muhabbet değil, buradan da geri kalmadım diye elaleme caka satmak.

Yurdışı seyahatlerinde bunu “heryeri görmemiz lazım ki yazabilelim” kisvesi altında sunuyor, huyumdan vazgeçmiyorum. Pardon –dum. Ta ki Zlatna Ribica’nın kanepelerine kurulana kadar… Hikayesini bilmiyorum. Bu yüzden sana sadece kendi kurguladığımı anlatabilirim.

Kulağımda 1930’larda yazılmış, Birinci Dünya Savaşı’ndan çıkan bir ülkeyi anlatan müzikler, aynı Bosna gibi; önümdeki bardakta İrlanda usulü kahve. Duvarda varaklı çerçeve içine alınmış televizyonda eski Yugoslav filmleri gösterimi var. Görüntü cızırtılı, sessiz. Arkamdaki kristal bardak, porselen çanak hemgamesinden garson kız gelip birkaç tabak topluyor. Az sonra bademlerimizi bunun içerisinde servis yapacak. Menüler çalınmaması için avizelere tutturulmuş. İyi ki. Yoksa kleptoman ruhum herbiri sanat eseri olarak tasarlanmış sayfalardan birini koparıp götürebilirdi. Karşımda merhaba diyerek taciz etmekten korktuğum mekanın sahibi (Aleksandar diyelim mesela) her zamanki masasında bir arkadaşını ağırlıyor. İçecekler masaya gelip gittikçe zaman/mekan/ esas mutluluk eğrisinde sadece mutluluk yükselen değer.

Ne kadar oturduğumu, kaç parça dinlediğimi, bir bardak daha istemek için kaç pardon dediğimi bilmiyorum.  Kalkarken, kalbimden geçen huzuru yüzüme taşıyan gülümsemeyle Aleksandar’a teşekkürlerimi sunuyorum. Arkadaşı dediklerini “Yine gelin” olarak tercüme ediyor. Altından yapılma balıklara yollarımı bir kez daha buraya çıkar dileğini sunduktan sonra kapıdan çıkıyorum.

Bahar havası. Günlerden kimbilir hangisi… Zlatna Ribica benim dünyamın yüz harikasından birisi…

 

BLOGGER

Hazal Yılmaz
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET