SOKAKTA - GENT

GENT'İN EN'LERİ

En iyi çorbacı: Kış günü elbette çorbacıları yazmayı uygun bulduk. Körili tavuk çorbası, elma ve karides çorbası, beyaz bira çorbası… Soup’r’da her gün şefin kafasına göre yaptığı bir çorba mevcut (Sint-Niklaasstraat 9).

 

En iyi patatesçi: De Gouden Saté! Patates üzerine zerzevatçı. Burası makarnaya sos yapar gibi patatesi süslüyor (Sint-Pietersplein).

 

En iyi herşeyci: Gent’e gelip de kalmak isteyene yatak ve kahvaltıcı, toplantı odası ya da fotoğraf stüdyosu ihtiyacı olana boş alan, vakti çok olana kahve dükkanı, Dört çocuklu Jan Wauters ve Veva van Sloun’un hayallerini gerçekleştirdği bir mesken: Clouds in My Coffee

 

En iyi kahvaltıcı: İçecek seçeneklerinde: çikolatalı süt, mangolu smoothie, envai çeşit çay, yiyecek bölümüne gelince ekmek üstü reçel ve marmelat, kruvasan, çörekler. Simon Says aynı zamanda üst katında odalar da olan bir kahvaltı dükkanı.

 

En havalı çamaşırhane: Sabah kalktın, dip boyan gelmiş, odada da kirli çamaşırlar mı birikmiş? Tamam sıkıntı yok. Wasbar hem saçlarına hem çamaşırlarına çare. Üstelik kahven de elinin altında. Perşembe günleri lokal gruplar canlı müzik yapıyor. Cumartesi DJ seansına, Pazar da brunch kafasına kendilerini ziyaret edebilirsin. Gent küçük ama, tarzı büyük!

 

En iyi havuçlu kek: Huset’te! Burası kahve, arkası bahçe, duvarları galeri bir lokal meskeni. Özellikle kitap okumak, yazı yazmak için tercih ediyor Gent sakinleri.

 

En değişik köfteci: Etli veya vejeteryen. Seçimini yapıyorsun. Altında patates püresiyle servis ediliyor köfte topları Balls & Glory’de. Köfte dediğimize bakma. Bu bir başka.

 

En kalabalık hostel barı: Seyahat edenler, Gent lokalleri, dağlara tırmanmış olanlar, paraşütle gökyüzünden atlayanlar… Backstay Bar’da buluşuyor. Muhabbet uzun. Muhabbet ilham veren türden.

 

En popüler brunch: Pain Perdu’de kruvasan, çikolatalı ya da üzümlü kek, domates, mozzarella, İtalyan salamı, guda peyniri, keçi peyniri ile gelen bir tabak, yumurta… üstüne de reçel çeşitleri var!

 

En kokteylci bar: Old Fashioned Çarşamba- Cumartesi arasında 17:00’den 02:00’ye kadar açık bir kokteyl bar. Aman dikkat 5 kişiden fazla kalabalıkları almıyorlar. Eğer grup büyükse içeride karşılaşmış gibi yapmak en güzeli.

 

En büyük depo: Sadece Gent’in değil, Belçika’nın da en büyük mobilya depolarından biri Depo 09. Buradan eve kanepe, lamba taşınmaz belki ama hem ilham almak hem de küçük şeylere bakmak için uğranır.

 

En yaratıcı çikolatacı: Arkeoloji okuyup Orta Doğu’da kazılara gittikten sonra, Nicolas Vanaise çikolatacılıkla aşka düşüyor. Her sabah 05:00’te kalkıyor. Limon ve kahveyi birleştirip çikolatalar yaratıyor. Yuzu’da (Walpoortstraat 11/A)

 

En iyi hardalcı: 1790’dan beri aynı hardalın üretimini yapan Tierenteyn’in vitrinlerine baktığında bir şarküteriden faha çok eczane görmüş gibi hissediyorsun. İçerisi reçeller, baharatlarla dolup taşan bir cennet. 

 

En renkli şekerci: Leie Nehri üzerindeki Temmerman, Gent’in en eski şeker dükkanlarından. Bonbonlar, karemelalar, meyankökü, meyveli şekerlemeler. Buradan zencefilli bisküvi yemeden çıkmak olmaz (Kraanlei 79).

 

En beğendiğimiz vintage: Myriam Wulffaert’da dönem elbiseleri, çantaları, ayakkabıları, elbiseleri, şapkaları, botları yok yok!

 

En sinema gibi dükkan: Kartpostallar, teneke kutular, posterler, tahta oyuncaklar, bebekler. The Fallen Angels’da sanki zaman 1900’lü yıllarda kalmış, hiç hareket etmemiş.

 

En tatlı tartçı: Brokoli, ıspanak, domatesli; havuç ve keçili ya da Lorraine... tuzlu;  elmalı bademli, muzlu, labne peyniri ve framuazlı... tatlı. Françoise'deki tartları yemeğe Brüksel’den geliyorlaaaar!

 

En dünyalı mutfak: De Vitrine'in şefi Kobe Desramaults başyapıtı olan tabakları yeryüzüne en yakın şey olarak tanımlıyor.

 

En taze biracı: Gruut'ta haftada iki gün taze bira çıkıyor!

 

 

GENT KLASİKLERİ

 

Aziz Michael Kilisesi: İçerisinde Anthony van Dyck’in Çarmıha gerilmiş İsa resminin de bulunduğu bu gotik tarzda yapılmış bina 1105’ten beri yangınlara rağmen yerine durmuş. De Volder’in 1817’de tasarladığı orguyla tanınıyor. Önündeki köprüden Gent’in en muhteşem panoramalarını çekmek mümkün.

 

Aziz Bavo Katedrali: 942’de ilk kez Transmarus tahtadan yapıyor bu binayı. 7 Haziran 1569’da gotik dönemde şu anda gördüğümüz halini alıyor. Belçika’nın en önemli şaheserlerinden, Jan van Eyck yapımı Ghent Altarpiece de burada ihtişamıyla karşına çıkıyor.

 

Gravensteen Kalesi: 9 metrelik duvarlarıyla Gent şehrinin en dikkat çeken yapısı bu kale. Başrollerini Adrien Brody ve Paz Vegas’nın paylaştığı İmparator filminde de görülebilir.

 

Güzel Sanatlar Müzesi: Süreli sergilerini takip etmek şart. Daimi koleksiyonunda da Anthony van Dyck’in Jupiter ve Antiope, Théodore Géricault’un Bir Kleptomanyakın Portresi, Hieronymus Bosch’un St. Ferome Duada resimleri görülebilir.

 

STAM: Gent şehrini tanımaya Stam Müzesi’nden başlamalısın.

 

Graslei Kanalı üzerinde özellikle mimariye hayranlık duyanlar gezinmeli. 1531’de yapılmış Gildehuis der Vrije Schippers, 1698’den kalma Gildehuis der Graanmeters, 1682’den bu yana yıkılmamış Tolhuisje, 1527’den beri ayakta duran Gildehuis der Metselaars en ünlüleri.

 

BLOGGER

Hazal Yılmaz
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET