GURME İŞİ STOCKHOLM TURU

Bütün gün tabana, Östermalm bölgesinde karşına çıkan tramvaya, beş dakikada Beşiktaş usulü adalara gidip gelen teknelere, haftalığını 250 TL’ye kiraladığın bisiklete, 750 SEK verip de almış olduğun Stockholm kart sayesiden bedava bindiğin metroya (burada T işaretiyle gösteriliyor, M arama sakın) kuvvet bu şehri gezip durmuş, havanın geç kararmasına aldanıp “nasılsa yemek de geç yeniyordur” diye avarelik etmişsen yandın. Genel yaklaşım 22:00’den sonra mutfağı kapamak, içki isteyenlere de 00:00’a kadar servis devam ediyor ikazını yapmak yönünde.

 

Bu yüzden 20:30 en geç olacak şekilde, daha önceden rezervasyonunu yaptırmış olduğun bir restorana kurul, nerede ne yesem diye de çok düşünme, gezintiden geri kalma, ben sana kısa bir liste veriyorum şimdi.

 

Herman’s: Bol kepçe usulü bir vejeteryen lokantası. Pırasa, patates, bezelye, kereviz gibi basit malzemelerden ihtişamlı tabaklar yaratmakla tanınır (Fjällgatan 23B)

 

Pelikan: Anthony Bourdain onayı vermiş. Körili somon yanında gelen kremalı patates, ya da maydanozlu patates salatasının arkadaşlığında süt danası. Menü sağlam. Anneanne yemekleri usulü (Blekingegatan 40).

 

Roxy: Haftaiçi 23:00, haftasonları 01:00'e kadar açık. En büyük artısı bu. İçerisi 70'lerin retro havasından esinlenerek tasarlanmış, çoğunlukla 30 yaş altı genç insanlar yemek yiyor oluyor. Birileriyle tanışmak için ideal. (Nytorget 6)

 

Urban Deli: Lokanta tarafını pas geçip, market kısmından alınmış sandviçle, dışarıda bulunacak ilk yeşillik alanda bir bardak şarap eşliğinde piknik yapacağım. Burada parklar ve bahçelerde içki içmek serbest. Endişeniz olmasın (Nytorget 4).

 

Mathias Dahlgren: Mathias Dahlgren yönettiği, kendi adını taşıyan restoranda deniz ürünlerinin ağırlıkta olduğu yenilikçi İsveç mutfağı menüsü yaratılmış (Grand Hôtel Stockholm, Södra Blasieholmshamnen 6)

 

Frantzen Lindeberg: Felsefeleri o gün topraktan, denizden, karadan ya da hayvan çiftliklerinden ne gelmişse, organik, taze ne varsa ona göre yemek çıkarmak olan Fratzen Lindeberg süprizlere açık olanlar için masalarını donatıyor (Lilla Nygatan 21).

 

Djuret: Şaşılacak bir şey yok. İsveç, beklendiği üzere denizden babam bile çıksa yerimgillerin memleketi. Ama arada bir canın iyi bit et, yanında tereyağlı patates, güzel de şarap çekecek. O zaman Djuret’in genç, dinamik, becerikli ekibinin ellerine teslim edeceksin kendini (Lilla Nygatan 5).

 

Opera Kallaren: Yukarıdan inen avizeler, duvar resimleri, 1930’ların ihtişamını yansıtan oturma odası ile kendini kraliyet ailesinin masasının evinde, şef Stefano Catenacci’nin sunduğu yan masanın tabaklarına hayranlıkla bakarke bulacaksın kendini. Şaşırma. Yanında duran kokteyl menüsünden bir başlangıç seç, az sonra senin de tabağına mükellef lezzetler düşecek.

 

F12: Gece bir saatten sonra club’a dönüşen yerlerden F12. Mesela biz Stockholm’deyken pazar gecesi menüsünde Felix de Housecat vardı. Ama Danyel Couet’in yönettiği 10 numara gastronomik cennet olarak tarif edilen restoranını da denemek lazım (Drottninggatan 89)

 

Lisa Elmqvist: Üstü kapalı balık pazarı olan, yerli hakın her türlü sebze, et, kahve, peynir alışverişini yapmak için geldiği Salu Hall içindeki Michelin yıldızlı restoran. Körili balık, tütsülenmiş somon, biberiyeli patates gibi enfes lezzetler sunuyor. Ekmeğinin üzerine konan peynirinde bile bir balık tadı sezdim.

 

Faviken Magazinet: Bu Stockholm’de değil. Dolayısıyla gerçekten gurmelerin, inançla ve kararlılıkla gitmesi gereken restoranlar kategorisinde. Bu aralar İskandinavya’nın en ünlü ve genç şeflerinden biri Mangus Nilsson yönetiminde.

 

Erics: Eski merkez Gamla Stan ve Baltık Denizi’ne yukarıdan bakmak, manzaranın tadını çıkarmak için kurulmuş olan Gondolen içindeki bu restoran, gün batımı izleme vaktinde güzel. Buraların balığı herring’i (ringa balığı) pek güzel yapıyorlar.

 

Not: 22’den sonra midenden gurultular duyulmaktaysa köşe başlarında, kanal kenarlarında falafel, döner, kebap, çizburger, patates kızartması kombolarını 75 SEK’e satan Ahmet amcaların büfeleri var.

 
Not iki: Buranın lokal yemekleri arasında: ekmeğin üzerine her türlü zerzevatı koyup bir tür açık sandviç olarak yenen smørrebrød; tütsülenmiş elma; sebzeler kısmında salatalık, patates, havuç, pancar; herring (ringa) ve sill ismi verilen bol soslar içinde hazırlanan balıklar, Falukory adındaki bir tüt sosis; şeker-tuz-baharatlarla tatlandırılmış somon Gravlax; lahana sarmasının İsveç şubesi Kåldolmar; bir tür ciğerli börek Leverpalt; patates pancake olarak tanınan Raggmunk gibi spesiyaller var.

 

BLOGGER

Hazal Yılmaz
 

#çokgezenlerkulübü @instagram