SANATTA - TRABZON

HEM CAMİ, HEM AYASOFYA MÜZESİ

2013’den beri hem camii olarak kullanılan, hem de müze olan Ayasofya Müzesi, Türkiye’deki en önemli geç dönem Bizans eserlerinden biri kabul ediliyor. Trabzon Ayasofyası 1260’da Trabzon İmparatorluğunu yöneten Komnenos Hanedanı tarafından Manastır Kilisesi olarak yaptırılmış. Fatih Sultan Mehmet’in 1461’deki Trabzon fethinden sonra da kilise olarak kullanılmaya devam edilmiş. 1584’de camiiye dönüştürülmüş ama onarılmadığı için pek kullanılamamış. 1865’de Trabzon’daki Müslüman cemaatin topladığı parayla camii onarılmış ve 1. Dünya Savaşı’na kadar ibadete açık kalmış. Ruslar  I. Dünya Savaşı’nda şehri işgal edip Ayasofya’yı hastane olarak kullanınca yine çok hasar görmüş. Sonunda 1964’de restorasyonu yapılmış ve müze olarak günümüze kadar gelmiş.  2013’de Ayasofya Müzesi’nin camii olarak ibadete açılacağı söz konusu olduğunda Ayasofya’nın önemi tüm basında geniş yer bulmuştu hatırlarsınız. Şu anda Ayasofya’nın bir kapısı ibadete gelenler için camii olarak hizmet veriyor. Diğer alanlar ziyaret etmek isteyen herkese açık olduğundan ve freskoların bir kısmı görülebildiği için de ücretsiz bir müze olarak ziyaret edilebiliniyor.

 

Trabzon Kalesi ile Ayasofya’nın karşılıklı durduğu bu göbekte bir ferahlık var, Karadeniz’de sırtınızı döndüğünüzde soldaki tepede kale, sağdaki tepede Ayasofya tüm şehri selamlıyor gibi. Bahçesinde top oynayan çocuklar, kol kola girmiş fısır fısır bir şeyler konuşan kızlar, turistler, örgüsünü kolunun altına almış teyze, bastonlu amca, freskoları ve kilittaşlarını inceleyen Onur, Ayasofya’nın fotoğrafını çeken Hazal, Hazal’la birlikte Ayasofya’nın fotoğrafını çeken ben, banklarda oturan teyzeleri gülümseyerek izleyen Ece, herkes burada. Burası sanki şehrin en sevilen parkı gibi bir his veriyor insana. Hemen girişindeki çay bahçeside yerlisinin de tam puan verdiği lezzetli kuymak varmış, biz henüz acıkmadığımız için onu da yiyemedik. Tüm bu alan o kadar çok hayatın paylaşıldığı bir ortam ki, keşke sadece tarihi ve sanatsal yönüyle değer gören bir müze olarak kalsaydı diye içimden geçirmeden edemiyorum. Buradaki freskolar benzersiz, hatta dünyada bağdaş kurmuş İsa tavsiri sadece burada var. Ancak hikayenin tamamını görmek için içeride rahat rahat gezemiyorsunuz, çünkü camii yapılan bölüm için beyaz bir çadır kurulmuş, ve bu çadır tavanın görüşünü engelliyor. Pencere aralarında, pandantiflerde ve kubbelerin her birinde ayrı bir desen ayrı bir hikaye anlatımı var ama bütünü algılayabilene aşkolsun. Her durumunda mutlaka olumlu bir şey bulmayı beceren ben, müzenin aynı zamanda camii olmasının olumlu bir yönünden de bahsetmeden edemeyeceğim; Ayasofya Müzesi yatsı ezanına kadar açık,  sadece müze olsa en geç 19:00’da kapanırdı, öyle değil mi? 

BLOGGER

Oylum Yüksel
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET