ALIŞVERİŞTE - SARAYBOSNA

İSTİKAMET: SARAYBOSNA

Temmuz'da bir süprizimiz var! Çok Gezenler Kulübü Boyner Blogin için Saraybosna, Nice ve Barselona hikayeleri yazıyor; Boyner de stil sahibi olmanız için bavulunuza girmesi şart elbiseleri, aksesuarları öneriyor. Şimdi Saraybosna'ya biletinizi alıyor, alışverişinizi yapıyor, sonra da bu enfes şehri bizimle keşfetmek için yola çıkıyorsunuz!

 

İstikamet: Saraybosna!

Savaş geride kalmış eski bir anımsama…Gülümseyerek karşılıyor insanlar sizi… Arada bir kenti çevreleyen tepeleri gösterip bir zamanlar buralar hep sniper’dı diyor, tabağa börek koyduktan sonra gülümsüyorlar “Biz şimdi neşemizi bunlarla kaçırmayalım, sen şu Boşnak böreğini dene”. Gülümsüyorsun sen de onlarla birlikte, barışın, bu güzel insanların hayatlarına, şehirlerine, Saraybosna’nın sokaklarına sinmiş sükunet dokusunun içine atıyorsun kendi. Daha ilk günden şehrin yerlisi gibi…

 

Yemek vakti!

Sabah. Net. Başçarşı içindeki börekçilerden birine oturuyorsunuz. İncecik hamur içine bol malzemeli (kıyma, patates, peynir, ıspanak) Boşnak böreğinden sipariş ediyorsunuz. Bizim kol böreğinin aynısının tıpkısının daha güzeli olarak tanımlayacağım bu lezzet, üzerinde yoğurtla servis ediliyor.

Öğlen. Seçenekleri ikiye çıkarıyorum: (1) To Be Or Not To Be. Türkçe’deki adıyla: Olmak ya da Olmamak. Burada yemekler anneannenin elinden çıkmış kıvamda. Biftek yanında sebzeli makarna, ortaya rengarenk salata. (2) Eski Galatasaraylı futbolcu Tarık Hotic’in mekanında İnegöl köftenin bir benzeri olan cevapi, pide içinde, sumaklı soğan, lahana, maydanozla geliyor.

Akşam seansında pek çok mekanın ismini sayıp, gidin güzeldir diyecekler. Ama kimse Dveri’nin eline su dökemeyeceği için ben seçenekleri teke indirdim. Masaya ilk düşen krema kıvamındaki peynirler ve ince kesilmiş şarküteri ürünlerinden sonra bir gulaş geldi ki, sormayın. Adam başına düşen hesap 15 Mark’ı geçmedi (1 Mark 2 TL’ye tekabül).

 

Nerede kalmalı?

Bosna Savaşı boyunca tüm gazetecilerin meskeni olmuş Holiday Inn şehrin tarihsel dokusunu anlamak açısından tercih sebebi.

Daha lüks istekleriniz, akşamüstü kokteyli ihtiyacınız, oda yerine apartman tipinde ev arayışınız varsa Hotel Europe sizi ağırlamak için beklemede.

 

Gece, daha genç

Saraybosna’da gece gezmesi çok kolay. Asmalı Mescit kadar küçük bir bölge içerisinde sayısız mekan var. Size tavsiyem, şehrin yerlileriyle muhabbet etmek için Cheers’a uğrayıp sahne alan grubu dinledikten sonra Old Town Pub’a doğru yola devam etmeniz.

Ardından duvarlar babaanneden kalma, zamanın kaç olduğunu göstermeyen saatlerle dolu Jez’in atmosferine göz atacak, sonunda da eski bir sinema salonundan konser mekanına dönüştürülen Sloga’ya devam edeceksiniz.

Sabaha kadar uyanık kalmışsanız, köfte ekmek, çorba, börek yemeden uyumak olmaz. Boşnaklar Marsala Tita Caddesi’nin başındaki Pingvin’i tercih ediyorlar gece kıyıntısı için. Siz de onlara katılacaksınız.

 

Gezine gezine…

Başçarşı merkez, bunu bilsin herkes…On beşinci yüzyılda Isa-Beg Isaković tarafından kurulmuş olan Saraybosna’nın merkezi ve çarşı alanı Başçarşı. Miljacka Nehri’nin kuzey tarafındaki bu alanda Gazi Hüsrevbey Camii’sini; hemen yanındaki medreseyi; ilk halka açık, umumi tuvaleti ve saat kulesini keşfedeceksiniz.

Sebil’de buluşalım…Saraybosna’da bütün yollar Sebil’e yani Başçarşı’nın girişindeki çeşmeye çıkıyor. 1753’te Mehmed Paşa Kukavica tarafından yaptırılmış, ardından 1891’de çek mimar Alexander Vitek tarafından renove edilmiş. Randevuları sık sık burada vereceksiniz.

Türk mahallesi Ilıca… 3 numaralı tramvay sizi tıngır mıngır Türkler’in yerleşim bölgesi olan Ilıca’ya taşıyor. Ilıca’da ne yapacağız diye sorunca da 1. Alley’de faytona binin, 2. Vrelo Bosna’da yürüyüşe çıkın önerileri geliyor.

Latin Köprüsü’nden geçtim… Miljacka Nehri’nin üzerindeki köprülerin en önemlisi Latin Köprüsü. 1914’te Franz Ferdinand ve karısı Sophie burada öldürülüyor. Akabinde Birinci Dünya Savaşı başlıyor.

Savaş Tünel’i…Savaş zamanında havaalanından erzak getirmek, yaralıları taşımak amacıyla kazılmış olan Tünel’in 800 metresi çökmüş ancak kalan bölümü bir müze olarak açık. 1995’teki bombardımanın izlerini taşıyor.

Sana bir tepeden baktım Saraybosna… Çok gezenlerin, şairlerin, bohemlerin buluşma noktası Park Princeva. Çünkü Saraybosna şehrini tepeden görüyor. Müdavimleri arasında eski Amerika başkanı Bill Clinton, U2’nun solisti Bono, sihirbaz David Copperfield; aktör Richard Gere gibi isimler var.

Yeşili sevelim…Ördeklerle beraber parkta yürümek, yer satrancı oynamak, bisiklete binmek kısaca hayatın en basit zevkleri Vrelo Bosna parkında daimi.

 

Saraybosna çevresi

Doğa yürüyüşleri, dağ havası, güzel yemek dolu bir haftasonu isteyenlere Eco Futura birebir. Benim gözümde Polenezköy tipinde bir yer canlandı.

Ovanın ortasına kurulmuş bu şehirde ne yazık ki deniz yok. Ama bu açığı kapatmak için Termalna Rivijera faaliyette. Su kaydırakları, termal havuzlar, bütün bir günü eğlenerek geçirmek için her türlü aktivite mevcut.

 

Dünyamın 100 harikasından 1’i

Kulağımda 1930’larda yazılmış, Birinci Dünya Savaşı’ndan çıkan bir ülkeyi anlatan müzikler, aynı Bosna gibi. Duvarda varaklı çerçeve içine alınmış televizyonda eski Yugoslav filmleri gösterimi yapılmakta. Görüntü cızırtılı, sessiz. Arkamdaki kristal bardak, porselen çanak hemgamesinden garson kız gelip birkaç tabak topluyor. Az sonra bademlerimizi bunun içerisinde servis yapacak. Ne kadar oturduğumu, kaç parça dinlediğimi, bir bardak kahve daha istemek için kaç pardon dediğimi bilmiyorum.  Zlatna Ribica’dan kalkarken, kalbimden geçen huzuru yüzüme taşıyan gülümsemeyle’a teşekkürlerimi sunuyorum herkese.  Bahar havası. Günlerden kimbilir hangisi… Zlatna Ribica benim dünyamın yüz harikasından birisi…

 
Yazı: Hazal Yılmaz
Fotoğraflar: Olçun Gökay Dalarslan

BLOGGER

Hazal Yılmaz
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET