YEMEKTE - PARİS

KAHVENİN İYİSİ

Sabah kahvemi içmeden olmaz. Muhabbete oturduk bir latte demeden olmaz. Akşam yemeğin üzerine bastırsın diye espresso istemeden olmaz. Kahve bağımlısı demiyelim de, tutkunuyum. Bu yüzden dünyada son zamanlarda hareketlenen çekirdeğimi kendi modifiye ettiğim makinada öğüttüm kültürünün hastasıyım. Bendensen, gel, birkaç mekanla tanıştırayım seni.

 

İSTANBUL…

 

Muse İstanbul bilgisayarını aç-çalış, kitabını oku-çiz, takıl, içerisindeki galeride süreli sergileri gör, ilham al, üç beş de esaslı insanla tanış, birkaç da hediye bak, hatta denizde saltanatını süremediğin teknelerin güvertesine gel de çık mekanı. Bu beraberliğin içine bir de Petra’nın soğuk mırra kahvesini, viski bardaklarında ekleyince, ortamı terk edemiyorsun. Bir yandan heyecanlı kişiliğim muhteşem yer git de gör diye yazmaya kaydı, öteki tarafta tabii ki lütfen fazla takılma diye kendine saklamaya çalışan bir hain var. Cumartesi günleri de baya iyi brunch var.

 

Cihangir’deki Geyik kahve & kokteyl kültürünün İstanbul’daki ilk temsilcisi olabilir. Sabahları kruvasan, akşamları şarküteri yanında reçel olacak. Dolayısıyla yemeye değil, içmeye konsantresin. Kahveler Türkiye barista şampiyonu Serkan’dan, mekan Yağmur’un hayallerinden, içkiler de İtalya’nın en iyi barmenlerinden birinin beyninden çıkınca, tamam. Burası Cihangir’e yeniden dönmeme, akşamları kapı önünde sohbetlere, gece iyi kokteyl derdime çare.

 

M.O.C (Ministry of Coffee) Nişantaşı’nda yeni açıldı. Sahibi, sen şaşıracaksın, ben artık alıştım ama Avustralyalı. Neden dünyanın her yerinde Avustralyalılar iyi kahveci açıyor diye soruyorum. Cevap basit: Biz kötüyü iyisinden ayırmayı biliyoruz.

 

BERLİN…

 

Hazırı reddet, üreticisinden al, kendi kahveni kendin öğüt kültürü Berlin şehrini ele geçirmiş halde. Bu tatta iyi kahve içebileceğin birkaç mekan var: The Barn (Mitte), Five Elephant (Neuköllnve Companion Coffee (Kreuzberg). Özellikle mahallelere göre ayırdım. Gittiğin yerde kahvesiz kalmayasın.

 

 

PARİS…

 

Telescope'da internet yok, karamelle, kremayla sulandırmak yok. Sadece kahve. İyisini bilene. Bir ara kendi kahveni kendin öğüt tekniğini kullanmışlar ama son zamanlarda İskandinav Solberg & Hansen’in üretimi olan çekirdeklerle filtre kahve hazırlamaktalar. Çok iyi.t

 

Avustralyalılar kahve konusunda dünyayı ele geçirmiş durumda, demin bu konuyu açmıştım. Bunun sosyolojik sebeplerini ayrıca araştıracağım. Fransız Nicolas Piégay, uzun zaman Sydney'de barista olarak çalıştıktan sonra Paris'e geri dönüyor ve KB Cafe Shop'u açıyor. Kahvesi sabah metabolizmayı harekete geçiriyor, kiş, sandviç ve kurabiyeleri de mutluluk hormonlarını.

 

Thomas Lehoux, Paris'in pek çok bilinen kahvesinde çalıştıktan sonra kendi dükkanını 2012 Eylül ayında açıyor. Ten Belles'de tüm kahveler sezona uygun olarak servis ediliyor. Bu demek oluyor ki baharda veya yaz aylarında gittiğinde Guetamala veya Etiyopya'dan gelen çekirdeklerle öğütülmüş kahveler içmen mümkün.

 

KOPENHAG…

 

Organik kahvecilik. Coffee Collective'in kendisine verdiğii isim bu. Çünkü içtiğin kahvenin dünyanın hangi bölgesinde, kimden geldiğini biliyorsun. Kolombiya’da El Desarollo, Guetamala’da Edwin Martinez, Etiyopya’da Yukro… Hatta bilmekle kalmayıp online olarak geldikleri yeri görebiliyosun da. Kopenhag’da Jægersborggade 10 adresinde şubelerini açmış, sabah 07:00, yani tam ayılma saatinde seni bekliyorlar.

 

STOCKHOLM...

En sevdiğim. Kahve ve ofis konsepti. Sen bilgisayarını, tezini, okuyacağın kitabını yanına alıp Coffice’de kendine bir masa kapıyorsun. Onlar da her gün 08:00 – 18:00 saatleri arasında kokusu burnuna çarpan kahveyi masana bırakıyorlar. Dilersen kiralayıp toplantı odası olarak kullanabileceğin bölmeleri de var.

 

 

BLOGGER

Hazal Yılmaz
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET