GEZİNTİDE - KAPADOKYA

KAPADOKYA'DA GÖRÜLECEK YERLER

Kızılırmak kenasında… Avanos: Yazın Venedik usulü gondollarla kazlar-ördekler arasında gezebileceğiniz bir ırmak kasabası burası. En çok Hititler’den beri devam eden çanak-çömlek atölyeleriyle biliniyor ama ben asma köprüsünün renklerine, bir de ırmak boyunca çekirdek çitleyip muhabbet eden ahalisine hayran kaldım. İnsan hakkaten kendini bir sahil kasabasında hissediyor suyun sesini duyunca.

 

Eski Rum şehri… Mustafapaşa: Bir zamanlar burada Rumlar yaşarmış, adı da Sinasos’muş. Şimdi dışarıya göç verdiği için statüsü kasabadan köye inmiş ama turistlerin uğrak yerlerinden biri olma görevi bitmemiş. Okul olarak kullanılan binanın içini görmenizi özellikle tavsiye ediyorum. Bir diğer, benim görmediğim ama sizin ilginizi çekebilecek atraksiyon da Asmalı Konak. Evet. Diziden bildiğimiz konağın ta kendisi, burada.

 

Manzara harika… Uçhisar: Benim en etkilendiğim yerlerden biri de Uçhisar oldu. Tam Güvercinlik Vadisi’ne bakıyorsunuz. Bu da demek oluyor ki oteliniz eğer Uçhisar’daysa sabah 6-8 arasında gökyüzünde sayısız balonun süzüldüğünü, alçalıp yükseldiğini izleyeceksiniz. Ayrıca burada eski Rum evlerini renove etmeye başlamışlar. Maksat elbette pek çoğundan otel yapmak. Üşenmez, kalenin en tepesine kadar çıkarsanız, Uçhisar, Göreme, vadi, ayaklarınız altında.

 

Yeraltında 20000 fersah... En büyükleri Derinkuyu ve Kaymaklı olmak üzere Kapadokya’da Özkonak, Mazı ve Tatlarin gibi pek çok yeraltı şehri var. Bunlar bir zamanlar düşman işgalinden korunmak için insanların inşa ettikleri yapılar. Çıkışları iyi saklandığı ve sadece bir kişinin geçebileceği büyüklükte olduğu için oldukça güvenli. Derinkuyu’da 20000 kişiye kadar yaşanmış olduğu düşünülüyor. Ben Kaymaklı’yı gezmenizi tavsiye ediyorum. Işıklandırması, havalandırması daha iyi. Klostrofobiniz varsa, aman!

 

Ortahisar’a karşı çay… Tam kalenin altında, kahve var. Burası merkez. Orada durmak isteyeceksiniz ama asıl, yolu takip edip, tam karşısından bakmak, banklarda oturup çay, portakal suyu, kahve sipariş etmek gerek.

 

Gün, Kızılçukur’dan batar… Anlatılmaz, yaşanır tadında bir vadi burası. Akşamüstü, tur biter bitmez minderlerinden birine kurulup, çay-kahve-kitap üçlüsüne bir de kulağınızda müzik ekliyorsunuz. Sonra güneş, tam karşınızdan, bulutların arasından size veda ediyor. Saatlerce oturabilirdim, de, daha yetişecek çok yer olunca 45 dakikada terk etmek zorunda kaldım. Ben yaptım, siz yapmayın.

 

Devrent Vadisi turu… Burası deveye benzeyen peribacasıyla ünlü. Benim için kaya tırmanışı rotalarımdan biri oldu. Önce kireçten oluşmuş beyaz zeminden kayarak aşağı indim, vadi içinde biraz gezindikten sonra da gerisingeri yukarı. Kapadokya’ya giderken altı kösele bir ayakkabı almamak gerek. 

 

Eskilerden Çavuşin kaldı... Çavuşin tahminlere göre Kapadokya'nın en eski yerleşkelerinden biri. 5. yüzyılda yapılmış Vaftizci Kahya Kilisesi bölgenin en eskilerinden. Hemen yanındaki Güllüdere'de ise beş kilise daha görülebiliyor. Burası Hristiyan dervişlerin ve toplulukların mesken edinmiş olduğu şehirlerden biri. 

 

Ihlara Vadisi... Kapadokya’ya biraz uzak. Bu yüzden vaktiniz varsa gitmeniz gereken yerler listesine alınmalı. Hasandağı volkanından püskürtülen lavların akarsu aşındırması sonucunda oluşmuş olan yapı 14 km uzunluğunda. Vadi boyunca yürüyecek olursanız kayalara oyulmuş sayısız barınaklar, mezarlar ve kiliseler göreceksiniz.

BLOGGER

Hazal Yılmaz
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET