SOKAKTA - KOPENHAG

KOPENHAG'A HAZIR MISIN?

‘Orası gerçekten çok mu soğuk?’ ‘Peki herşey çok mu pahalı?’ Her ikisine de cevabım; evet! Kopenhag hem çok soğuk, hem de gerçekten pahalı bir şehir. Hava bir gün yağmurluyken, bir diğer gün güneş açarsa, ertesi gün ise şehir karlar altında olursa hiç şaşırma. Hele güneşe hiç aldanma! Şehrin pahalı olduğunu ise en iyi kahve fiyatlarından anlayabilirsin. O enfes kahveleri 30-40 Danimarka kronu civarında. Yani her kahve için yaklaşık 20 TL’yi gözden çıkarman lazım.

 

Biraz olumsuz taraflarıyla başlamış olabilirim, ama bunları bir kenara koyunca bardağın dolu kısmı hakkında söylenecek çok şey olduğu kesin! Tadı damağında kalacak restoranlardan, en popüler kahvecilerine; yetişkinler için tasarlanan Superkilen Parkı’ndan, park olarak kullanılan Assistency Mezarlığı’na, 2017’de seni bekleyen festivallerinden Louisiania Müzesi’ne kadar çok keyifli bir liste ile karşındayım. Klasikten uzak, eğlenceli ve bol keşifli bir Kopenhag yolculuğuna çıkmaya hazır mısın?

 

Komün alan Coffee Collective: Dışarıda yağmur yağıyor. Evinin mutfağında arkadaşlarınla kahveni yudumluyorsun ve tabii ki arka fonda son derece huzurlu bir müzik var. Evet, tam olarak gözünde canlanan fotoğraf Coffee Collective’de yaşanıyor. Buranın çalışanları ile müşteriler arasında herhangi bir tezgah yok. Zaten kısa bir süre kimlerin çalıştığını anlamıyorsun. Bulaşık makinası bile ortada. Herkes kahvesini bitirdikten sonra mutfaktaki tezgaha bulaşığını götürüp yerine bırakıyor.

 

Barista olmak isteyen Copenhagen Coffee Lab’e: Coffee Collective tadında, hem ortamının hem de kahvelerinin lezzetinin son derece iyi olduğu bir kahveci. Abarttıkları kadar varmış desem hiç de yanlış olmaz. İster kahveni orada iç, istersen al ve yoluna devam et. Bazen barista kursları bile veriyorlar. Websitesini (http://copenhagencoffeelab.com/) takip edersen, belki gideceğin tarihte denk gelebilirsin. (Boldhusgade, 6).

 

Kahvaltı için doğru adres Mirabelle:! Ortamı son derece sade ve kahvaltısı çok lezzetli. Bir tarafta camekan ile ayrılan bölgede kendi ekmeklerini yapıyorlar, bir diğer tarafta da kahvaltı servis ediyorlar. Rezervasyona ihtiyacın yok, rahatlıkla yer bulabilirsin. Menünün en sevilen seçeneği Mirabelle’s Eggs Benedict. Tabi kendi yaptıkları ekmeği ve çikolatalı kruasanlarını da unutmamak lazım (Guldbergsgade, 29)

 

Ruhu hep çocuk kalanlar Superkilen Park’a: Superkilen’ı tasarlayanlar heralde biz yetişkinlerin neyi eksik diye düşünmüşler ve Haziran 2012’de  yetişkinler için harika bir park yapmışlar. Park kırmızı meydan, siyah meydan ve yeşil park olmak üzere 3’e ayrılıyor. Renkli duvarlar, müzik yapanlar, Fas’tan getirilen çeşme, banklar, boks ringi, spor alanı, kırmızı bisiklet yolu… ‘Artık Avrupa’nın klasik mimarisinin sıkıldım, daha orijinal fotoğraflar çekmek istiyorum’ diyorsan hepsi karşında. (Nørrebrogade, 210)

 

Bæst, kendin üret, kendin fırınla: Peynirlerini üst katta yaptıklarını ve sebzelerini kendilerinin yetiştirdiğini duyduğum andan itibaren beni kendine mest eden pizzacıya hoş geldin. Birde pizzanın fırından çıktığı andaki kokusu yok mu? Burası turistlerin yanı sıra özellikle Kopenhaglıların sıkça tercih ettiği bir restoran. Tahmin edebileceğin gibi haftasonları çok dolu oluyor. O yüzden önceden rezervasyon yaptırmanda fayda var. (Guldbergsgade, 29)

 

Ruhunu besleyecek Louisiana Museum of Modern Art: Kopenhag’a gelmişken, Louisiania Müzesi’ne gitmemek olmazdı. Bazıları uzak diye üşeniyor, fakat sen üşenme! Müzenin harika manzarasına, birbirinden ünlü isimlerin koleksiyonlarına ve sergilerine bir yolculuk yap. Central Station’dan trene biniyorsun, yalnızca 30 dakika süren tren yolculuğuyla Humlebæk denilen bölgede iniyorsun ve 15 dakikalık yürüyüşten sonra Louisiania’dasın. Barnett Newman’ın baskıları, Wang Shu’nun Amatör Mimarlık Stüdyosu, Danimarka’nın ünlü sanatçısı Asger John’un resimleri, William Kentridge’in siyah ve beyaz karakalemleri, filmleri... Müzenin en popüler eserlerinden biri ise kesinlikle Yayoi Kusama’nın Gleaming Lights of the Souls’u. Bir kapının önünde uzun bir kuyruk gördüğün an bu eserin önünde olduğunu anlayabilirsin. 10-15 dakika sırayı bekledikten sonra (ki beklemek kesinlikle değiyor) odanın içine gir ve kapıyı kapat. Odanın duvarlarına ve tavanına yansıyan sonsuz bir ışık ve renk dünyası seni karşılayacak. (Gl Strandvej, 13, Humlebæk)

 

Piknik yapmaya Assistens Mezarlığı'na: Evet evet, yanlış okumuyorsun. Bu mezarlık son derece keyifle vakit geçireceğin yerlerden biri. Kopenhaglılar gibi piknik yapmanı, bisiklete binmeni, hatta Maçka Parkı’nda ne yapıyorsan aynılarını yapmanı tavsiye ediyorum. ‘Mezarlıkta piknik mi?’ dediğini duyar gibiyim. Bana da ilk başta garip gelse de mezarlığın içinde yürüdükçe ne kadar haklı olduklarını anladım. Hele o uçsuz bucaksız gözüken ağaçlı yolu yok mu? Tam anlamıyla büyülendim. (Kapelvej, 4)

 

Friends afişlerinin boy gösterdiği Tommis Burger Joint: Disco toplarının sallandığı, yıldız görünümlü ışıkların etrafı aydınlattığı, palaroidlerle süslenmiş panoların ve Friends afişlerinin boy gösterdiği bir hamburgerci burası. Mekanı tek bir kapı ile ikiye bölmüşler. Bir tarafı siyah duvarla kaplı, sessiz ve karanlık iken bir diğer tarafı kalabalık, gürültülü ve aydınlık. Biraz kulağa farklı geliyor değil mi? İlk izlenimler ilgini çektiyse, sıra hamburgerinin ve patateslerinin ne kadar lezzetli olduğunu söylememe geldi. Hatta parmaklarını yedirtecek cinsten desem çok da abartmış olmam. Londra, Berlin ve Oslo gibi büyük şehirlerde de şubesine rastlayabilirsin. (Høkerboderne, 21-23)

 

36 metrede Round Tower, Rundetårn: 17. yüzyılda Kopenhag’ın merkezinde yapılan kule Avrupa’nın en eski gözlem kulesi. Kulenin uzunluğu 36 metre olmasına rağmen en yukarı çıkmak için toplamda 209 metre yürüyorsun. Bunun sebebi yukarıya tamamen dönerek çıkıyor olman. Kulenin en üstüne vardığında eski şehrin manzarası ayaklarının altında. İçeride aynı zamanda bir tane kilise ve kütüphane alanı var. Bu kütüphanede yılın belli zamanlarında bazı sergilere veya konserlere rastlaman da mümkün. (Købmagergade 52A)

 

40 farklı bira seçeneğiyle Mikkeller & Friends: Mikkeller Kopenhag’ın çok ünlü küçük ölçekli biracısı. Büyük bir bira fabrikası işletmek yerine, kendi yaptıkları tarifleri başka bira üreticileriyle çalışarak yapıyorlar. Carlsberg ve Tuborg’tan sonra en iyi en iyi biracı ünvanına sahip. Nørrebro’da bulunan bar, bardakların dizaynından, biralara verdikleri isimlere kadar son derece yenilikçi ve yaratıcı. Yaklaşık 40 farklı bira seçenekleri mevcut. Üstüne üstlük, 2012’den beri Mikkeller her yıl Mayıs ayında düzenlenen Kopenhag Bira Festivali’ni organize ediyor ve ev sahipliği yapıyor (Stefansgade 35)

 

Avrupa Birliği topraklarına veda ediyorsunuz, Freetown Christiania’ya hoşgeldiniz: Birinci kural; herkes yapmak istediğini yapmakta özgür. Bu özgürlüğün tek kuralı ise bu özgürlüğün başkalarının özgürlüğüne engel olmaması! Sözlerle anlatılmaz, yaşanır klişesinin tam da söyleneceği yer burası. ‘Avrupa Birliği topraklarına veda ediyorsunuz’ tabelasını geçtiğin an bu özgür kasabaya adım atmışsın demektir. Neredeyse tüm duvarlar hatta çöp kutuları grafitilerle dolu.

 

Serpme kahvaltının adresi Møller: Listeden istediklerini işaretliyorsun ve bar kısmına teslim ediyorsun. Burası özellikle Pazar kahvaltıları için son derece popüler. Ya bir gün önceden rezervasyon yaptırman gerekiyor, yada şansın varsa kapıda 2 veya 3 saat sonrasına rezervasyon yapabiliyorlar. Peki buna değer mi? Açık konuşmak gerekirse kahvaltısı beklentimi karşılamadı. Güzeldi, fakat büyütüldüğü kadar değildi. Çıtamız bu konuda çok yüksek sanırım. Kusura bakmasınlar ama serpme kahvaltı bizim işimiz! (Nørrebrogade, 160)

 

Rengarenk Nyhavn: Hepimizin fotoğraflardan en iyi bildiği, rengarenk evlerin olduğu bölge. Şehrin en ünlü limanı Nyhavn, eskiden ticaret amaçlı kullanılıyormuş. Yalnızca turistlerin değil, yerlilerin de bolca vakit geçirdiği restoranlar, barlar, minik cafeler ve hediyelik eşya satan dükkanlar burada. Kanal turu yapmak isteyenlerin de başlangıç noktası burası. Aynı zamanda alışveriş bölgesi olarak bilinen Strøget’in yakınlarında bulunuyor. Bu arada Rajissimo’dan çikolatalı churros veya rainbow stick alarak renkli evler arasında gezinmeni tavsiye ediyorum

 

KOPENHAG BONUS'LARI

1) Kopenhag’ta ulaşım için ilk seçenek tabiki bisiklet. Her yerde bisiklet kiralayan dükkanlar ve her yolda bisiklet yolu bulunuyor. Bisiklet kiralamazsan ise 5A numaralı otobüs kurtarıcın olabilir. (Hangi durakta inersen in, kişi başı 24 DKK)

2) Islands Brygge’de bulunan Gemini Residence Instagram’daki fotoğraflarına bakınca, iç dizaynına aşık olacağın ama %99 içeri giremeyeceğin bir bina. İnsanların yaşam alanı olduğu için, kurallar çok sıkı. Bunu 6 km yürüdükten sonra acı bir şekilde keşfettim. Hatta şansımı sonuna kadar denedim. Burada oturan birini tam kapıda yakaladım derken kapı usul usul suratıma kapandı…

3) Tivoli; lunaparkın, lokantaların, açık hava tiyatrolarının, bale gösterilerinin, konserlerin yapıldığı büyük bir eğlence parkı. Fakat Nisan 2017’ye kadar. Nisan’dan sonra gidersen Tivoli’yi listenin başlarına koymayı unutma!

4) Gitmişken hem gezeyim hem de bir festivale gideyim diyorsan en popüler 4 festivalinin listesi ile karşındayım;

·      Kopenhag Mimarlık Festivali (27/04/2017 – 07/05/2017)

·      Mikkeller Bira Festivali (12/05/2017 – 13/05/2017)

·      Roskilde Festivali - Kopenhag’a 30 dakikalık mesafede Zealand adasında yapılan, Kuzey Avrupa’nın en büyük müzik festivali. (24/06/2017 – 01/07/2017 )

·      Kopenhag Jazz Festivali (07/07/2017 – 16/07/2017)

 

BLOGGER

BERCESTE ŞEBER
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET