SOKAKTA - LONDRA

LONDRA'DA TABANA KUVVET

Batısından doğusuna, büyük adımlarla bir buçuk saatte yürürsün Londra’yı diyorlar. İstanbul gibi geniş alanlara yayılmış bir şehir değil sonuçta diyorlar da, kuzeyinden güneyine başkalaşan sokaklarından, tek bir sokak üzerinde yarım günü geçirmene sebep olacak dükkanlarından, açık hava müzesi gibi her yanı kaplamış duvar resimlerinden bahsetmiyorlar…

İşte o yüzden, Londra’yı en azından mahalle bazında görebilmen için sana küçük bir yol haritası çıkarayım dedim. Önce şehir içi ulaşımını nasıl sağlayacağından mevzuya dalayım. Sonra yürüme hattını keşfederiz.

 

Oyster gerçeği!

Metro ve otobüsü bir kez kullanmak £2.40, metroda günlük sınırsız erişim hakkı istersen £7.60, otobüste £4.40. TL’ye çevirmek için neredeyse üçle çarptığını düşünecek olursan, ulaşımın ne kadar pahalıya geldiğini kendi gözlerinde göreceksin. Bu yüzden, eğer Londra’da birkaç günden fazla kalıyorsan kredi kartına benzeyen, mavi renginden tanıyacağın bir Oyster kart edinmen şart. Online olarak http://www.tfl.gov.uk/tickets/default.aspx sitesi üzerinden ya da Londra’ya vardığında her türlü gardan alıp, yine aynı sistemlerle doldurabileceğin bu kart, ulaşım ücretlerini yarıdan aza indiriyor. En temizi aylık olana £75.30 verip, bir daha ulaşım derdini hiç düşünmemek.

 

“Tube” bizdeki adıyla metro

Londra metrosu 2013’te 150. Yılını kutluyor. Dolayısıyla sistemin ne kadar düzenli işlediğini tahmin edebilirsin. Hatlar kolayca anlaşılabilmesi için renklerle ifade edilmiş. Her renge de Bakerloo (Kahverengi), Central (Kırmızı), Metropolitan (Mor) gibi isimler verilmiş. Tek dikkat etmen gereken Gri Northern hattının ikiye ayrılıyor olması. Camden Town – Kennington arasını biri Charing Cross üzerinden, diğeri Bank tarafından takip ediyor. Eğer uyarılara dikkat etmezsen kendini doğudaki Old Street’e gitmek isterken batıda Soho’da bulabilirsin.

 

Kırmızı otobüsler

Geleneksel kırmızı otobüsler Londra’da elbette yürürlükte. Pek çok hat, şehrin her yanını pencereden izlerken gezmene olanak sağlıyor. (Arada beğendiğin caddelerde inip, sokaklarda kaybolup, kaldığın yerden yolculuğuna devam edebilirsin). Üstelik hükümet, kafanın karışması ihtimalini de göz önünde bulundurup http://www.tfl.gov.uk/ sitesinde, olduğun sokağı ve varış noktanı yazdığın takdirde, hangi hatta kaçta bilmen gerektiğini gösteren bir sistem bile kurmuş. Otobüsler, trafik nedeniyle geç kalacak olduğunda hemen aynı hat numarasıyla bir başkası devreye giriyor, birkaç dakika dışında gecikmeler pek yaşanmıyor. Medeniyet güzel şey.

 

Taksi lütfen!

Kırmızı otobüslerin yerini, genellikle siyaha boyanmış, takcicinin senden camla ve mikrofon sistemiyle ayrıldığı pek konforlu araçlar alıyor ama elbette taksinin de pahalı olduğu bir şehirdeyiz. 2 km yola verilen ücret £10 civarında. Bu yüzden mecbur kalmadığın sürece taksi kullanmaman konusunda seni uyardıktan sonra birkaç şirketin numarasını da, notların arasına alman için yazıyorum

Dial a Cab: 020 7253 5000

London Taxi Company: 20 7700 0888

Addison Lee: 844 800 6677

 

Yürüme rotaları

London Bridge’den geçerken hemen sağına bakıyorsun uzakta gördüğün, pek çok kartpostalda karşına çıkan Tower Bridge köprüsü. Karşı kıyıya varıp London Bridge durağını gördüğünde, hedefin Borough Market’in sokak satıcıları içinde burnuna ve gözüne hangisi hitap edecek olursa ondan alacaklarınla karnını doyurmak (ben şiddetle rozbifli sıcak sandviçlerin üzerine bir kek ve kahve öneriyorum) Ardından Queen Walk’ta Thames Nehri’ne karşı yola devam! Bu rotada zaman zaman saksafonundan alevler çıkaran bir müzisyen, arada havada duran Jedi’lar, bazen nehir kenarında kumdan yaptıkları kanepelerde gitarını çalan gruplar karşına çıkacak. Muhtemelen BFI (British Film İnstitut) önünde kurulmuş kitap/plak pazarında ikinci el mallara bakacak, Avrupa’nın (hatta dünyanın) en büyük dönme dolaplarından biri olan London Eye önünde hatıra fotoğrafı çektirecek, Waterloo Köprüsü’nden karşıya geçtikten sonra da yoluna tiyatrolarıyla ünlü Trafalgar Meydanı’na doğru devam edeceksin.

 

Bu sadece Pazar günlerine özgü olabilir ama neredeyse tüm Londralılar’ın takip ettiği bir rota. Güne Columbia Flower Market’teki çiçek kokuları eşliğinde başlıyorlar, kahvaltı için Vanilli’s’in taze pişmiş kekleri bayrağı devralıyor. Sokakta müzik yapanlar, Columbia Road’ın iki yanına dizilmiş tasarım dükkanlarında yarım gün geçirdikten, Campania’da bir kahve içtikten sonrayasa Brick Lane pazarına yollar seni çıkarıyor. Anneannesinden kalma şapkaları, valizleri, gözlükleri satan da var; dedesinden yadigar cep saatlerini, plakları, kitapları tezgaha dizmiş olan da. Bir yanda kazanlarda pişmekte olan Hint yemeklerinin kokusu, öbür tarafta Londra’da ünlü olan hemen hemen tüm yeni grupların keşfedildiği Rough Trade dükkanı. Her duyuna hitap edecek bir Pazar günündesin.

 

Midesine düşkün olanlar için çok özel bir parkur var: Farrington’daki Exmount Market’in Thai yemekçileri arasında başlıyorsun gününe, buradan da metrekare başına gurme tipi restoranın en çok düştüğü St. John Street ve sabahın altısında mezbaha olarak göreve başlayan, öğle saatlerinde halkın et ihtiyaçlarını gidermek için uğradığı Smithfield.

 

Cumartesi Notting Hill’de Portabello Road Market günü! Orada gelecek yılın modasına ilham verecek tasarımcıların standları var. Bakım ve alım işin bittiğinde Westbourne Park Road üzerinde öğle yemeği için çok seçenek var, sonra da, eğer ki güneşli bir Londra’ya denk gelmişsen Hyde Park ve Kensigton Gardens taraflarında günü piknik sepetinden çıkaracağın bir şişe şampanyayla bitirmek var.

 

Soho, her sokağına girmek, tüm dükkalarının altını üstüne getirmek, bütün restoranlarında yemek yemek isteyeceğiniz bir mahalle. Tottenham Court Road metro durağında inip Soho Square’i aştığın zaman bu cennete adım attın demek. Es geçmeyin dediğim caddeler: iş çıkışı birası içenlerin buluşma noktası Dean; Çin fenerleriyle kaplı, tabağını £5’a istediğin kadar doldur lokantacıların aralığı Gerrard; kozmopolit mutfakların merkezi Old Compton; dükkanlar, dergiciler, kuaförler, hediyelik eşyacılar arasındaki Bateman, Wardour, Berwick, Broadwick; alışverişin merkez üssü Carnaby, Oxford, Regent, Bond ve elbette tüm yolların Monmouth Coffe'den geçip de çıkması gereken Covent Garden.

 

Birkaç özel rotayı da yazıma dahil ederek konuyu kapatmak isterim: Duvar resimlerine meraklılar, açıkhava müzesi gibi sokak sanatçılarının yaptıklarını incelemek isteyenler Shoreditch Hight Street’ten Red Church’e, buradan Old Street, Commercial Street ve Hackney Road’a doğru bir yuvarlak çiziyor. Benim pek bayıldığım sanatçılardan biri olan Stik’in işlerini görmek için http://www.stik.org.uk üzerinde işaretlenmiş izleri; Londra’nın, ve belki de dünyanın en ünlü sokak sanatçısı olan Banksy’nin yarattıklarını görmek isteyenler http://banksy.zeemaps.com  haritasını; daha fazlası hakkında bilgi sahibi olmak zamanı geldiğine inananlar da Street Art London tarafından yürütülen http://streetartlondon.co.uk/tours/sitesindeki turları takip ediyor.

 

Burada tavsiye edilenleri çoktan yaptım, yeni yerler keşfetmek istiyorum diyenlerdensen http://walkit.com uygulamasını indir telefonuna, o sana dilediğin tipte bir rota çizsin Londra’da!

BLOGGER

Hazal Yılmaz
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET