GEZİNTİDE - LYON

LYON 10LUSU

Confluence iki nehrin birleştiği yer anlamına geliyor. Tarihi Lyon şehrine uygun değil gibi görünse de Le Musée des Confluences  tasarımı ile seni etkilemeyi başarıyor...Sadece cam ve çelikten yapılan müze açıldığı günden beri büyük ilgi görüyor. En dikkat çekici özelliği ise müze anlayışına tamamen ters olan, sergilenen eserlerin etrafında kırmızı çizgi olmaması. Görmek istediğin esere yaklaşıyor ve dokunabiliyorsun. Müzenin sloganı ise '' İnsanı anlatmak...''' Daha fazla ne diyebilirim ki?
 

2. Le Mur Des Canuts: 1986'da Avenir şirketi, binalarının Boulevard des Canuts' ya bakan, 1200 m2 lik boş ve gri duvarında bir değişiklik yapmaya karar veriyor. Citecreation'ın duvar ressamlarından Croix Rousse'un kendine özgü kimliğini duvara yansıtmalarını istiyor. Resmin ilk versiyonu 1987'de Croix Rousse'un da yerlisi olan ressamlar tarafından, kentsel yaşamın zamanla değişikliğe uğrayacağı göz önüne alınarak, resimde merdiven ve binalarda bölgesel boşluklar bırakarak tamamlanıyor. Ve dedikleri gibi de oluyor, resim 1997' de güncellenirken resme yeni karakterler eklendiğini ve ilk resimdeki karakterlerin 10 yıl yaşlandırıldığını görüyoruz. Le Mur des Canots 2013'te şu anki son halini alıyor. Bu sefer resme sokak sanatçıları, bisiklet, doğa figürleri ve sokak hayvanları eklenerek, Croix Rousse'un yeni yüzü olan eşitlik ve sürdürülebilir yaşam, tabloda hayat buluyor. Le Mur des Canuts'yu, Boulevard des Canuts ile Rue Denfert Rocherau'nun kesiştiği köşede bulabilirsin!

 

3. Le Parc de la Tête d'Or: Bazen detayları es geçtiğin, gözünün açık ya da çoğu zaman kapalı olduğu durumlar, yorucu bir şehirde yaşıyorsan anlamsız koşturmalar, terazinin tartamadığı olaylar vardır. Kendine bir iyilik yapıp, Lyon'a geldiğinde Le Parc de la Tête d'Or tam da gitmen gereken yer. Göl kenarında sakince oturabilir, parkın içinde bisiklete binebilir, doğal ortamlarını korumaya çalışarak yapılan hayvanat bahçesini gezebilir ve gelirken bavuluna doldurduğun tüm negatiflikleri burada bırakabilirsin.

 

4. Vieux Lyon: Lyon'un görmek zorunda olduğun yerlerinden biri elbette eski köşesi.  Görsel anlamda çok etkileyici olmakla beraber, yerel lezzetleri, hediyelik eşya butikleri, restoran ve barları ile oldukça keyifli ve hareketli bir bölge. St. Paul, St. Jean ve St. Georges olmak üzere 3 ayrı kısımdan oluşuyor. St. Paul Church ve St. Jean Katedrali de bu bölgede bulunuyor.

 

5. Place des Terreaux: Musée des Beaux-Arts de Lyon (Lyon Güzel Sanatlar Müzesi) Fontaine Bartholdi (Bartholdi Çeşmesi) Hôtel de Ville (Lyon Belediye Binası) bu meydanda bulunuyor. Bir taşla üç kuş vurabilir, hatta bu büyük meydanın etkileyici görselliğini biraz daha izlemek için bir kafeye oturabilir ve kahveni içebilirsin. Binaların güzelliği ile birlikte önünden geçen insanlar, bisikletliler, müzisyenler de keyfine keyif katabilir.

 

6. Musée Miniature et Cinéma (Minyatür Sinema Müzesi): Patrick Süskind'in Koku adlı romanı en sevdiğim romanlardan biridir. Kitaptan uyarlanan filmler ise hep hayal kırıklığı olmuştur. Aynı düşünceyle beklediğim ve izlediğim film aksine çok başarılı bir uyarlama çıktığından bu konudaki önyargımı kırmama sebep olmuştu. Film için hazırlanan birebir setlerin müzede sergilendiğini öğrendiğimde de inanılmaz mutlu oldum tabii. Filmde kullanılan parfüm şişeleri, kostümler, laboratuar malzemeleri ve daha bir çok dekor eşyasını burada görebilirsin. Ayrıca 120 minyatür sahne, filmlerde kullanılmış objeler (Star Wars gemi maketi gibi) Minyatür Sinema Müzesi'nde sergileniyor (60 Rue Saint-Jean)

 

7. Saint Hilarie Cusson la Valmitte: Lyon'da vaktin varsa  bu şirin yere uğramanı tavsiye ederim. Genellikle çiftliklerin bulunduğu masalsı bölge şehre 1.30 saat mesafede. Trenle ya da araba ile gidebiliyorsun.

 

8. La Basilique Notre Dame de Fourvière: Vieux Lyon metrosundan “Fourviere” fünikülerine binerek ulaşıyorsun. Şehre tepeden bakan bazilikayı, Lyon'un hemen hemen her köşesinden görebiliyorsun. Ama yanına gittiğinde ne kadar ikonik bir yapı olduğunu anlıyor ve zaman kaybetmeden panoramik bir Lyon fotoğrafı çekiyorsun! Klik! Dönüşte ise bahçesinden aşağı yürüyerek inmek en güzeli.. Yol seni, beklediğinden daha kısa bir sürede Eski Lyon bölgesine çıkaracak.

 

9. Rue Victor Hugo: Antikaya meraklıysan, Victor Hugo sokağında turlamak şart!  Metro ile gelmek için Bellecour durağını geçtikten sonra Victor Hugo durağında inebilirsin.

 

10. Le Rhône - La Saône: Bence Lyon'un bu kadar huzurlu ve keyifli olmasının en büyük sebebi şehrin içinden geçen Le Rhône ve La Saône nehirleri.
 Mutlaka bu nehirlerin keyfini sürmeli, hatta güneşin batışını nehir kenarından izlemelisin. Yol boyunca kafeler, tekneler, kaykay pistleri, bisiklet yolları ve kahkahalarla dolu yüzlerce genç göreceksin.

 

 

BLOGGER

Tuğçe Şimşek
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET