GEZİNTİDE - MADRİD

MADRİD 101

Şehre geldin. Daha ilk günün. Ne mahalleleri keşfetmiş, ne de insanlarla tanışıp gece gidilecek sokakları öğrenmişsin. Madem yenisin, turistsin, herşeye yabancısın, görülmesi, fotoğraflanması gereken yerleri aradan çıkarmak için daha iyi bir gün düşünülemez. Gel biz seninle şehrin mecburi duraklarından başlayalım…

 

Şöyle bir gerçek var: bu sokaktan geçtim, yan tarafa bakalım dersen de sonunda yollar seni hep Puerta de Sol’e, güneşin kapısına çıkaracak. Hani İstiklal’in başında buluşalım denir ya İstanbul’da. Hah. Bu o. 15. yüzyılda Madrid’in giriş kapılarından biri olan bu meydan, zaman içerisinde en merkezi nokta olarak konumlanmış. Eski posta ofisi binası, Kral III. Charles heykeli, şehrin sembolü olan Madroño ağacına tırmanan ayı burada görebileceğin tarihi eserler. Daha yakın bir geçmişte, 2011 yılındaysa İspanya’nın demokratik hakları için savaşanların protestolarına mesken olmuş. Halk oturma, çadır kurma eylemlerini burada yapmış.

 

Her şehrin çok kalabalık, tüm turistik fotoğraflarda dekor görevi gören bir meydanı vardır ya. İşte Madrid’de buraya Plaza Mayor diyoruz. Pek çok kapıdan içeri girilen alan tarihte boğa güreşleri, idamlar, futbol maçları, pazarların yeri olarak görev görmüş. 129 m × 94 m, tam bir dikdörtgen şeklinde. Bugün meydanın içerisindeki kahvelerden birinde oturduğunda Mickey Mouse, kafasız adam, potada duran basketçi gibi eğlencelere maruz kalıyorsun. Biraz gereksiz. Bu yüzden ben seni hemen yanındaki Mercado de San Miguel’e yönlendirmek isterim. İçerisindeki kontuarlarda İspanyollar’ın geleneksek tapasları hafta içi 10:00-00:00, hafta sonları 10:00-02:00 arasında servis ediliyor.

 

Botanik Bahçeleri’nden geçip kendimi şehrin ana parkı olarak bilinen Buen Retiro’ya atıyorum. Yemyeşil. Ortasında bir göleti var. Millet kayıkları kiralamış, piknik torbalarını kapmış, güneşin altında kendine yer bulmuş. 1.4 kilometrekarelik alanda yok yok. Benim favorim içinde zaman zaman sergilerin yapıldığı Kristal Saray ve romantik yürüyüşlerin rotası Rosaleda del Retiro. Yılda bir kez büyük bir kitap fuarı yapılıyormuş. Denk gelirsen mutlaka uğra.

 

Şehrin en büyük, mağazalarla dolu caddesi Grand Via, on dokuzuncu yüzyılın sonunda ana arter Calle de Alcalá’yı Plaza de España’yla birleştirmek için şehir planlamacıları tarafından yapılmış. Bugün belli başlı tüm markaların dükkanları, gece hayatı bu hattın üzerinde kurulu. Madrid’in Broadway’i olarak biliniyor.

 

Şehrin eski bir diğer meydanı da Plaza de la Villa. 17. yüzyılda barok stili binalarla donatılmış. Fransa kralı François I’in esir tutulduğu ev, eski belediye binası, Casa de Cisneros bu meydanda görebileceğin tarih.

 

Biz sabahın köründe kalkıp, 30 dakika uzaklıktaki eski başkent Toledo’ya gidiyoruz diye yollara düştük ancak Paskalya sebebiyle trenlerde hiç yer yokmuş. Hüsran. Olsun en azından Atocha İstasyonu’nu görmemize neden oldu bu ani kararımız. İçerisi yağmur ormanlarına benzeyen bu enfes yapıyı mimarların görmesi şart.

 

Bu sadece pazar günlerine özgü bir aktivite ama gitmeden olmaz. Plaza de Cascorro ve Ribera de Curtidores arasında kurulan Rastro ikinci el pazarında yok yok. Ciddiyim. 09:00 – 15:00 arasında açık, erken kalkan iyi malları kapıyor.

 

Avrupa’nın en güçlü takımlarından Real Madrid’in evindeysen, elbette Bernabeu stadını da görmek isteyeceksin. İstersen bir maça gidip bunu yapabilirsin, ya da, dilersen, soyunma odalarından çimlere kadar herşeyi görmen için tur düzenliyorlar. Her gün 10:00 -19:00, Pazar günleri 10.30 -18.30 arasında. Maç günleri 17:00’de son fan’ları da kapıdan çıkarıyorlar. Girişler €13

 

VAKTİN OLURSA…

 

Teleferico’ya binip şehri tepeden görme imkanın var. Dilersen tam tur yapıyor, istersen karşıya geçtiğinde inip hayvanat Bahçesi ziyaretine gidebiliyorsun. Bunun için ödemen gereken ücret  €5.20.

 

1778’de, Madrid duvarlarla çevrili bir şehirken, ana kapı olarak tasarlanmış Puerta de Alcalá, Paris, Berlin gibi şehirlerdeki kapılardan çok da farklı değil. Fotoğraflamak amacıyla gidebilirsin.

 

İspanyol kraliyet ailesinin Madrid’deki evi olarak bilinen Palacio Real de Madrid (Madrid Kraliyet Evi) Palacio de la Zarzuela’da. €11 vererek çeşitli odalarını gezme imkanı buluyorsun.

 

1561’de İspanya’nın başkenti olma statüsü Toledo’dan Madrid’e geçmiş ancak şehrin simgesi olacak bir katedral asla inşa edilmemiş. 1993’te Pope John Paul II tarafından yaptırılan Almudena, bu sebeple şehrin en büyük ve önemli katedrali olma ünvanına sahip.

 

İkinci yüzyıldan kalma bir Mısır tapınağı görmeye ne dersin? Hem de Madrid’in ortasında? O halde seni Templo de Debod’a alalım. Eğer Mısır’a gitmişsen bu da ne şimdi diyeceksin, gitmemişsen küçük bir ön gösterim olur.

 

Real Madrid maç mı kazandı? Hemen Plaza de Cibeles’de toplaşalım. Bir şeyleri protesto mu etmek gerek. Hadi, Plaza de Cibeles’e!

 

Mühim Not: Picasso’nun “İki Kadın” tablosu ve şaheser Guernica’nın bulunduğu Reina Sofa, Goya’nın pek çok eserini görebileceğin Prado müzeleri bir diğer yazının, detaylı konusu olacak. Atladık sanma

BLOGGER

Hazal Yılmaz
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET