SOKAKTA - STOCKHOLM

MERHABA SÖDERMALM!

Kışın ortasında buzzzz gibi diye düşünme, İsveç’in en popüler mahallesi Södermalm’e bir giren, buralardan kolay kolay gitmek istemiyor. Galiba tasarım harikası dükkanların bununla çok ilgisi var.

 

Södermalm mahallesinden çıkmamak için otelini merkezde seçmen gerekecek. Bizim önerimiz Rival ya da Scandic Sjofartshotellet.

 

Johan & Nyström üreticisinden aldığı kahveleri, eski usül değirmenlerla öğütüyor. Kahve barında El Salvator, Buena Vista, Esperenza, Bella gibi kendi üretimi ve paketlemesi olan pek çok kahve satıyor.

 

Drop Coffee’nin kendisi küçük olabilir ama Flat White’ının, filtre kahvesinin tadı efsane. Free-lance çalışanların da toplanma, en kötü iki toplantı arası uğrama meskeni.

 

Bütün gün kahvaltıııı! mottosunun Södermalm’deki bir numaralı temsilcisi Greasy Spoon (Yağlı Kaşık) restoranı. Pazartesi’den Cuma’ya 08:00-16:00, Cumartesi, Pazar 09:00 – 17:00 arasında dilersen eggs benedict, istersen yumurtalı ve sosisli muffin, yok vegan bir şeyler arıyorum dersen avokado ve yeşillikli sayısız seçenek var.

 

Bisikletle İsveç turu yaptıktan sonra yoruldun mu? Seni Pom ve Flora’nın yerine alalım. Tavada kuruvasan, chia pudding, ekmek üstü ezilmiş avokado, somon ve haşlanmış yumurta spesiyalleri arasında.

 

Cykelcafé Le Mond’da haftaiçleri 11-12 ve 14-15 arasında kahvede mutlu saatler yaşanıyor. Ne içersen yüzde elli indirimli. Taze meyveler, yulaf, kuruyemiş ile yapılan bir tür yoğurt olan acai bowl’ları leziz.

 

Nitty Gritty içinde kendini kaybedeceğin bir dükkan. Agonist parfümleri, Base Range iç çamaşırları, Drake’s kravatları, Helmut Lang gömlekleri… Sayısız markanın aşşırı havalı ürünleri burada.

 

Berlin’de Do You Read Me!? Varsa, Södermalm’de de Papercut iş yapar. Dünyanın pek çok ülkesinden gelmiş, farklı dillerde dergiler arayanlar için bir mabed burası. Kitapçı değil, dergici.

 

Kuzeylerin tasarımcılarının bazısının ismini ancak İsveç’e geldiğinde öğreneceksin. Önemi yok. Önemi olan pek çoğuna hayran kalıp, satın almak isteyecek olman. İşte o zaman, sana yardımcı olacak mühim bir dükkan var: Grandpa.

 

Saçını hipster bir berberde kestirmek, etrafta gördüğün herşeye 1950’lerden bir film setindeymiş duygusuyla bakmak istemez misin? Sivletto işte orası.

 

Pazardan taze alınan meyve, sebzelerle nefis et yemekleri de yaratan Kalf & Hansen İngiliz punk müzikleri, hep gülümseyen garsonları ve Södermalm Sour birasıyla meşhur.

 

Frantzen’e bir iki ay öncesinden rezervasyon yaptırmak gerekebilir. İki Michelin yıldınıza sahip moleküler gastronomi restoranında mutfağı gören masalardan birine kurulmanı tavsiye ederiz. Yemeklerin nasıl hazırlandığını tiyatro izler gibi izliyorsun.

 

Eğer vejeteryen ya da vegansan seni Chutney’e alıyoruz. Burgerlerinn tadına bakmadan çıkmıyorsun dışarı. Mantarlı, peynirli, avokadolu sayısız seçenek var.

 

Pane Vino upuzun masanın etrafında İtalyan aileleri gibi kaynaşma imkanı sunuyor sana. Mönüde tabii ki pizzalar (trüf, pecorino peyniri, roka, prosciutto ile yapılan Bosco mutlaka denenmeli) ve makarnalar (maskarponlu) favori!

 

Her mahallenin bir barı, her barın müdavimleri vardır ya. Hani şu eski Cheers dizisindeki gibi. Hah. Södermalm’de o barın ismi Akkurat. Cumartesi akşamları canlı müzikleriyle de ünlü.

 

Lokal biraları tatmak istersen Katarina Ölkafé’de randevu veriyoruz sana. Burası aynı zamanda meşhur rozbif, lahana turşusu, İsveç peyniriyle yapılan reuben sandviçi şehirde yiyebileceğin yegane yerlerden birisi.

 

Buraya oturmaya mı geldik, biraz hareket! Diyenler için de bar var Södermalm’de. Ugglan Boule’un ortasındaki pinpon masası etrafında büyük maçlar dönüyor.

 

 

BLOGGER

Hazal Yılmaz
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET