GEZİNTİDE - BEYRUT

MİNİ BEYRUT TARİHİ

Lübnan’ın siyasal yapısı tam bir çorba. Meraklıysanız özet geçiyorum. Confessionalism diye demografik bir sistem var. Demokratik seçimlerden sonra dini ve mezhep demografisine göre koltuklar belirleniyor parlamentoda. Devlet başkanı Marunî, başbakan Sünni ve meclis başkanı Şii olmak zorunda

1970’lere kadar Hollywood yıldızlarından Avrupa jet sosyetesinin gözde eğlence ve tatil mekânlarından olan Beyrut, 1970’ler büyük bir iç savaşın pençesine düşüyor. 1990’a kadar Müslümanlarla Hıristiyanlar birbirini yiyor. Sonuç: kalkınması 100 sene geriye giden bir ülke, paramparça olmuş bir şehir.

Beyrut’un hikâyesi biraz da burada ilgi çekici hale gelmeye başlıyor. Şehir küllerinden doğuyor. 1990’larda Refik Hariri önderliğinde muazzam bir kalkınma ve yeniden inşa süreci geçiriyor. En önemlisi ülkede farklı mezhep ve dinler arası barış sağlanıyor.


Şu anda Beyrut Arap yarım adasının göz bebeği durumunda. Birçok finans kuruluşu ve banka şehirde faaliyet gösteriyor. Zengin Arapların büyük bir kısmı hafta sonu veya bayram tatillerinde Beyrut’a geliyorlar.

Lübnan’da sanayi gelişmemiş. Dağlık bir ülke olmasından dolayı da tarım kendine yetecek kadar yapılıyor. Turizm ve finans ülke ekonomisini döndürüyor.

Sürekli ve en çok bana sorulan soru “Beyrut güvenli mi?” oldu. Cevabı: EVET. Lübnan bölgede bulunan en güvenli ülke bile olabilir. Diğer yandan Beyrut genel olarak İstanbul’dan daha güvenli. Zaten polis asker her köşe başı. Gece-gündüz rahat rahat gezilip tozuluyor şehirde

BLOGGER

Kerimcan Akduman
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET