SOKAKTA - STOCKHOLM

O Mahalle senİn, Östermalm benİm

Şehirde kendi mahallemi buldum mu, çeperleri dışına hiç çıkmadan günlerce yaşayabilir, bir sonraki aşamada kendime ev bakıyor bile olabilirim. (Bkz. Södermalm). Ancak Çok Gezenler Kulübü olarak görev başındayız. Şuradaki balkona sığınayım, yanıma birkaç şişe şarap (bira/vodka/ bloody marry/dirty martini bırakın) Perşembe toplarsınız demek olmaz. O yüzden haritadan baktım, elimde üç günlük ücreti ödenmiş kart da olunca mahalleler arasında tura giriştim...

 

Sadece Urban Outfitters (Biblioteksgatan 5) ayakkabılarını beğendiğim için bile Östermalm’den çıkmayabilirdim. Neme lazım indirim falan olur, o çok beğendiğim ceketi de kaparım. Ama bizdeki Lucca’nın Stockholm şubesi olan Riche’de yediğim reuben sandviç, Bern’s Hotel’e şarap diye oturunca karşıma çıkan tatlı büfesi, kokteyl ve şat bar olarak rehberlerde adı geçen Vampire Lounge, lüks markaların vitrinlerine bakıp da iç geçirdiğim Birger Jarlsgatan, Balık Pazarı'nın gurme versiyeni Salu Hall'ın hemen yanından aşağı kayınca dizi dizi tasarım dükkanlarına takıldığım Nybrogatan Caddesi ve tabii Strömgatan üzerindeki bot evler, barlar, kahveler ilgimi fazlasıyla çekti. Türk usulü benzetme sanatı (teşbih) yapayım: Galata’da yaşıyorsam, Nişantaşı-Bebek arasında da salınmaya çıkarım.

 

Normalm’da İstiklal Caddesi’nin kalabalık hallerine benzeyen Sergelerkaden civarlarını geride bırakıp, pazar günleri bit pazarının kurulduğu Hötorget’e doğru kayıyorum. Concert Hall kapısında acapella yapan bir erkek kalabalığı ücretsiz konser başlıyor duyurusunda bulunmak için şarkıya giriyor. Ama benim dikkat afişini gördüğüö Banksy sergisinde. O sırada az önce 300 SEK'e gördüğüm deri çantayı alsam mı girdabında kayboluyorum.

 

Odenplan Metro durağında inince ortasına düştüğümüz Vasastan, Stockholm’ün zenginlerinin yaşadığı muhitmiş. Etraf dükkanlar, butikler, bakkallar ve marketlerle kirlenmemiş. Onun yerine Tranan lokantasının önünde Oha diyerek güzelliklerine hayran kaldığım bir çift şarabını yudumluyor. İki sokak ileride ise motorcuların takıldığı Hard Rock Café var. Koca bir parkın ortasındaki Observatoriet Museet’de de yıldızları izlemek için romantik ortam hazır. 

 

Turistik, sokak sanatçıları para toplamak için pembe bavullarını açmış, labut falan döndürüyor diye hemen yan çizebilirdim ama dar sokaklar beni kendisine çekti. Gamla Stan’dan vurdum yokuş yukarı, Lilla Nygatan üzerindeki hediyelik eşya dükkanlarını, kahveleri, kornet kokusunun yayıldığı dondurmacıları geçtim, Nobel Müzesi’nin ve Kaffekoppen’in olduğu Stortorget meydanındayım. Bütün gün geçer insanları izleyerek. Oradan da Pazartesi akşamları jam session yapılan caz bar Stampen’e uğranır. İkisinin arasında gezdiğim butik, ikinci el mağazası, tasarım dükkanlarının haddi hesabı, güzelliğine diyecek yok.

 

Günlerden Pazar. Halka uyalım diyerek Djurgarden’de pötikareli masa örtüsü üzerinde peynir ve şarap çeşitleriyle başlıyor. Yanımdan bisikletliler, kahverengi suda mutlulukla yüzecek bikinili kızlar, kaykaycı oğlanlar, köpekli ve çocuklu çiftler akıp geçiyor. Üç dört saat oturup, çimlerin, yeşilin ve hafiften çarpan rüzgarın zevkini çıkardıktan sonra açık hava hayvanat bahçesi Skansen'den gece eğlenmesi kuşağında gökyüzünde taklalar atmak için panayır alanı Gröna Lund’e gidiyoruz. İçeride 3 kg’lık çikolata hediye eden makinalar var.

 

Radhuset T-Bana İstasyonunda inersen, kendini Kungsholmen mahallesinin orta yerinde, Kronobergparken parkının yanı başında buluyorsun. Gazetelerin ve reklam evlerinin binalarının meskeni olması nedeniyle küçük bir Maslak etkisi yaratan, barlar, restoranlar, belediye binasıyla çevrili bu tarafa ben pek geçmedim. Elimdeki hiçbir rehberde de mutlaka gidin, pek güzeldir, şu lokantasında bunu denemeden dönmek ayıptır yazmıyor.

 

Skeppsholmen'a sadece Modern Müze(Moderna Museet)'de 9 Eylül'e kadar devam edecek; Allan Kaprow, Jackson Pollock, Niki de Saint Phalle, Yves Klein, Ana Mendieta, Alison Knowles, Rivane Neuenschwander, Yoko Ono, Lawrence Weiner işlerinin olduğu Explosions! sergisini gezmek için gidilir. Üniversite öğrencilerinin ve sırt çantasıyla gezenlerin tercih ettiği bot üstünde yaşam alanı yaratan Chapman Hostel de burada.

 

Gettolarda neler oluyor meselesini de kısaca özetleyecek olursam: Eski bir liman çevresine kurulmuş olan Gröndal, Midsommarkransen ve Hammarby'in şık, zengin insanların yaşadığı, büyük evlerin ve botlar için ayrılmış garajların bulunduğu mahalleler; Rinkeby, Tensta ve Akalla'nın yoksul kesimin yaşadığı semtler; Djursholm'un milyoner İsveçliler için ayrılmış alan; Värmdö ve çevresindeki küçük adaların yazlıkçıların sayfiye evlerinin olduğu bölgeler söyleyebilirim. Burada fakirden çok zengin var anlayacağınız şehrin dışına çıktıkça.

BLOGGER

Hazal Yılmaz
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET