YEMEKTE - PARİS

PARİS'TE 14,5 SAAT KAHVALTI!

Önüme sabah akşam yumurta türevlerini (omlet, sahanda, menemen, sosisli, İspanyol, patatesli, French Toast, rafadan, katı, kayısı, ton balıklı salata içinde, Croque Madame…) koy, mutlu olan ben, son altı yılını Paris'in en lokal insanı olarak geçirmiş Deniz'i karşısında bulunca: "Sabah kahvatısına nereye gideceğiz?" sorgulamasına bir gece öncesinden başlıyorum. "Ben seni 7 gün 14,5 saat yumurta yiyebileceğin mekana götüreceğim, rahat uyu" diyor Deniz. Alarmın çalmasını gerek kalmadan omlet aşkıyla uyanan bedenimi, duşun altına sokup yirmi dakika içinde hazırlanıyorum.  Sabahla öğle kayıntısı arasında bir zaman diliminde, Breakfast In America'dayız.

 

Tek dert, benim gibi kahvaltı için yanıp tutuşan çok insanın olması. Dolayısıyla saat 12:13'ü gösterirken kapıda on dakikalık bir bekleme listesi oluşuyor. Sorun değil. O sırada neler yiyeceğimin hayalleriyle vaktimi geçiriyorum.

 

Bagel, omlet, waffle, patates'ten oluşan kahvaltı menüsüne elbette burrito ve hamburger gibi diğer önemli Amerikan klasiklerini de eklemiş olan Breakfast in America, Connecticut'tan Paris'e dolaşmaya gelmiş Craig Carlson'un bu şehre aşık olması nedeniyle ortaya çıkmış bir proje. Los Angeles'da film okurken, Paris'te esaslı bir diner açmak amacıyla Friends dizisinin ve Runaway Jury gibi filmlerin yönetmenlerini ikna edip yatırımcılar bulan Craig, 2006 yılında Fransa'ya geri dönüp hayalini gerçekleştiriyor. O günden sonra da Breakfast in America Paris ahalisinin kült listelerine giriyor.

 

On iki dakika sonra masama yerleştirilip, vanilyalı milkshake, salsalı İspanyol omlet, krem peynirli kızarmış bagel, bir de sütsüz şekersiz kahve siparişimi verdiğimde, yandan geçen hamburgerlere üff, off, bu da nesi gibi nidalar atarken yakalıyor beni Deniz. Söz veriyor, ertesi sabah onların da tadına bakmaya geleceğiz.

BLOGGER

Hazal Yılmaz
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET