SANATTA - ROMA

ROMA'DA MUTLAKA!

Roma’da tarihi kitapları dolduran, efsaneleri anlatmakla bitmeyecek kadar çok değer var. Bu eserlerin benim açımdan en dikkat çekici noktası ise hemen hepsinin tarihi, dini veya mimari bir gizeme sahip olması. Roma sürprizlerle dolu, keşfetmesi bize kalmış! Hepsini görmek, öğrenmek, anlamak birkaç günlük tatil için zor. Ancak bunlardan bazıları dikkat çekiyor. İşte bizim, tarih ve sanatın buluştuğu olmazsa olmaz listemiz.

 

Vatican ve Piazza San Pietro: Vatican’ın dünyanın en küçük devleti olması çok sevimli değil mi? Monarşi ile yönetilmekte ve nüfusu yaklaşık 930!  Hem devlet başkanı hem de Katolik mezhebinin ruhani lideri olan Papa burada yaşıyor, İsveçli muhafızlar tarafında korunuyor. Dolaşırken bu muhafızların Vatican’a nasıl da renk kattığını göreceksiniz. Vatican sadece bazilikadan ibaret değil. Buraya gelince tabii ki müzeleri ve bahçeleri görmeden dönmek olmaz.

 

Colosseo (Kolezyum): Vespasianus tarafından MS 72'de yapımına başlanmış ve MS 80 yılında Titus döneminde tamamlanmış. Kolezyum’la ilgili en ilginç özelliklerden biri buradaki taşların Papa tarafından taşıttırılıp San Pietro Bazilikası’nın yapımında kullanılmış olması. Kolezyum’un içine girdiğinizde sadece bir taş yığınıyla karşılaştığınızı düşünebilirsiniz. Bu sebeple mutlaka mimarisine ve tarihine dair bilgiler edinip dolaşmak gerek. Ayrıca bu yapının hem entrikalara, acılara hem de eğlencelere tanık olmuş olması çok enteresan.

 

Foro Romano: Zamanda yolculuk yapmaya hoşgeldiniz! Arkeolojiye meraklı olanlara kesinlikle önereceğim bir durak Foro Romano. Antik Roma'nın siyaset, ticaret ve hukuk merkezi olup bugünkü modern Roma'da Colosseo'nun hemen yanında kalıntıları sergilenmekte. Dönemin önemli yapıları ve anıtları buraya inşa edilmiş. Forumu dolaşırken tapınakları, kemerleri ve bazilikayı görmek mümkün. Şu anki durumunda, Roma'nın önceki harabeler üzerine yapı yapma geleneği nedeniyle birkaç yüzyıla ait kalıntılar beraber olarak gösterilmekte.

 

Pantheon: Pantheon Yunanca'da 'tüm tanrıların tapınağı' anlamına geliyor ve Antik Roma'nın tüm tanrıları için MS 118-125 yılları arasında yapılmış. Pantheon gizemli bir mimariye sahip. Oculus’a (tepedeki delik) dair efsaneler de bir o kadar ilginç. Bu kadar dikkat çekici olmasında bu unsurun önemli olduğunu kesin. Üstelik burası sadece bir binadan ibaret değil. Önündeki meydan gün içerisinde oldukça hareketli. Canlı müzikler, sokak sanatçıları geçmişle bugünü buluşturuyor.

 

Piazza Navona: Roma’da zamanın nasıl akıp gittiğini anlayamayacağınız meydanlardan birindeyiz. Meydan haline getirilmeden önce bu alanda İmparator Domitian tarafından MS 1. yy'da yaptırılan bir stadyum bulunması da oldukça ilgi çekici! Tarihi meydanın ortasında Fontana dei 4 Fiumi (Dört Nehir Çeşmesi) yer alıyor. Bu çeşme üzerinde yer alan heykeller kıtalara göre ayrılmış ve Ganj - Asya'yı, Tuna - Avrupa'yı, Rio de la Plata -  Amerikalı zenginleri  e Nil - Afrika'yı temsil ediyor. Nil'in başının örtülü olması Nil Nehri'nin Avrupalılar tarafından sonradan keşfedilmesini anlatmakta.

 

İspanyol Merdivenleri: 1723-1726 yılları arasında Francesco De Sanctis tarafından Kral XV. Louis için tasarlanan İspanyol Merdivenleri’nin yapım amacı üst bölümünde yer alan Trinita dei Monti Kilisesi’ne meydandan ulaşım sağlamakmış. Şimdi ise ulaşımın yanında kentin en uğrak noktalarından biri. Merdivenlerde yer bulmak zor, hızlı olun! İspanyol Merdivenleri’nin alt kısmına Roma’nın ünlü çeşmelerinden olan kayık şeklindeki Fontana della Barcaccia yer alıyor. Şehrin en ünlü alışveriş caddesi olan Via Condotti de merdivenlerin hemen karşısında.

 

Fontana di Trevi: Fontana di Trevi belki de insanların Roma denildiğinde ilk akıllarına gelen yer! Üç yolun kavşağında bulunduğu için Trevi adı konulduğu varsayıldığı gibi, üç yeraltı su yolunun bu noktada toplanmasının olduğu iddiası da var. Trevi Çeşmesinin genel ifadesi “deniz”. Denizkabuğu şeklinde bir at arabası, arabayı çeken denizden çıkan kanatlı atlar ve arabada bulunan mitolojik deniz tanrısı, gördüklerimizin hikayesi. Heykel ve mimarî çok güzel bir biçimde kaynaşmış. Uzun süre vakit geçirmek için fazla kalabalık ve dar bir meydan. Dileğinizi tuttuysanız, yola devam!

 

Monumento Vittorio Emanuele: Venedik Meydanı ve Capitoline Tepesi arasında yer alıyor. Abide Roma’daki en görkemli yapılardan biri ve 1985 - 1911 yılları arasında Giuseppe Sacconi tarafından Birleşmiş İtalya Krallığı'nın ilk kralı II. Vittorio Emanuele'yi onurlandırmak için yapılmış.

 

Castel Sant'Angelo: Roma’da çoğu yapının mistik yanları da var. Benim ilgimi en çok bunlar çekiyor. Castel Sant’Angelo’nun da böyle bir hikayesi var. Görkemli bir kale olan yapı, adını, Papa Büyük Gregorius’un burada Melek Mikail’i gördüğü dinsel deneyimden alıyor. Diğer gizemli yanı ise kale ile Vatican arasında gizli geçiş olması. Ayrıca sizi güzel bir manzara ve kahvenizi içebileceğiniz bir de kafe bekliyor.

 

Villa Borghese: Kaçamak yapmak isteyenler buraya! Villa Borghese kent içindeki büyük parklardan biri. Bu geniş yeşil alan içerisinde Galleria Borghese, heykeller ve tapınaklar yer almakta. İçerisindeki gölet de görülmeye değer yerler arasında. Parka yakın Pincio Terasları da hazır buraya kadar gelmişken kesinlikle uğranılması gereken yerlerden.

 

Galleria Nazionale d'Arte Moderna: Modern sanat meraklılarını böyle alalım. Ulusal Modern Sanat Galerisi 75 odadan oluşuyor ve hayranlıkla bakacağınız eserlere ev sahipliği yapıyor. Ayrıca Modigliani sever biri olarak da onun eserlerinin bu galeride yer alması benim için burayı önemli ziyaret noktaları arasına alıyor. Galleria Nazionale d’Arte Antica Pazartesi hariç her gün 8: 30 – 7: 00 arası açık ve giriş 7 euro.  Gaeriyi 360 derece online gezebilmek de mümkün. İşte burada!

 

Explora: Çocuklar büyüklerin dünyasında sıkılabilirler ancak Roma’da bunun için bile bir şeyler var. Explora bir çocuk müzesi. Günün bir iki saatini burada geçirmek özellikle çocuklu aileler için güzel bir seçenek. Kendini biraz daha genç hissetmek isteyenler için de! Fiyatlar 5-10 euro arasında değişmekte.

 

VIGAMUS: Herkes gibi sizin de kişisel bazı meraklarınız olabilir. Oyunseverler için burada bir şeyler var. Sadece oyunlar da değil, çok iyi bildiğimiz filmlere dair süreli sergiler de oluyor. Aynı zamanda etkinlikler, turlar ve daimi koleksiyonlar da var.

 

Vespa Müzesi: İtalya denildiğinde akla sadece şarap, pizza, makarna gelmiyor. Bu ülkenin motorlu taşıtları da en az diğerleri kadar ilgi odağı. Vespa da tabii ki bunların başında geliyor. Sokaklarda en çok gördüğünüz bu tatlı araçlar neredeyse yapılar kadar köklü bir tarihe sahip. İlk Vespa tasarımlarını, birbirinden farklı modelleri bir arada görmek ve havanızı biraz değiştirmek için Vespa Museum tam da aradığınız yer. Üstelik giriş ücretsiz!

 

BLOGGER

Ezgi Kurtuluş
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET