İPUCU - DUBAİ

VARSAYILAN AYARLARI DEĞİŞTİRME VAKTİ: DUBAI’DESİNİZ

Seyahat etmenin en güzel tarafı nedir sorusuna cevabım ‘varsayılan ayarlarımı gözden geçirmek’ olur. Alıştığım, süregelen, olduğu gibi kabul gören şeylerin farklısına, aksine maruz kalmak ve başka alternatiflerin mümkün olduğunu görmek. Aslında her şeyin kurulabilir, sökülebilir, öğretilebilir, alışılabilir, unutulabilir şeyler olduğunun farkına varmak. İlk defa kendi ülke sınırlarımdan batıya değil doğuya doğru dışarı çıkan ben, takdir edersiniz ki Dubai’de durmadan bu farklılıklara maruz kaldım. Sıradan gördüklerimi anlatmaya başlayayım:

 

  • Dirhem: 1 dirhem 2 TL, 1 TL, 0.5 dirhem. Bu demek ki ilk defa yurtdışında para hesabı yaparken çarpma değil de bölme işlemi yapıyorum. Önemli not: Türkiye’ye dönerken elinizde kalan dirhemleri havaalanında elden çıkarmanız tavsiye olunur, çünkü İstanbul’da döviz büroları ve bankalar dirhem alıp satmıyor, yalnız Kapalıçarşı-Nuruosmaniye Kapısı’nın ordaki bazı döviz bürolarında işlem yapabiliyorsunuz. (Çemberlitaş Tramvay Durağı’ndaki Üçel Döviz Bürosu ve Nuruosmaniye Kapısı girişindeki Gazi Döviz Bürosu benim bildiklerim)

 

  • En büyüğünü biz yapalım: Madem tarihimiz yok, tarihi biz yazalım demişler ve tarih yazma yöntemi olarak bu anlayışı benimsemişler: ‘Madem yapıyoruz, öyleyse en büyüğünü, en görkemlisini, en gösterişlisini biz yapalım!  Dünyanın en uzun binası... Dünyanın en uzun binasının yanındaki dünyanın en büyük alışveriş merkezi... Dünyanın en uzun binasının yanındaki dünyanın en büyük alışveriş merkezinin içindeki dünyanın en büyük akvaryumu... diye sürüp gidiyor liste.

 

  • Dünyanın en iyi insanları: En’ler konusunda iddialı olan Dubai’de herkese sanki Dünya’nın en kibar, en hoşgörülü, en anlayışlı insanları olmaları da öğütlenmiş. Karşılaştığımız herkes çok yardımseverdi diyeceğim, ama bu yardımseverlik daha öncekilerle kıyaslanacak cinsten değil. Mesela trende yol sorduğun biri, işini gücünü, gideceği yeri bırakıp seninle metrodan inip varmak istediğin yer görünene kadar yürüyüp sonra metroya geri dönebiliyor. Mesela gece bir bara girdiniz, şöyle biretrafa bakıp çıktınız. Görevli biri arkanızdan seslenip ayakkabılarınızın bağcığına dikkat edin diyebiliyor. Kılık kıyafetinize kimse aldırış etmiyor, en lüks yerlerde en güzel şekilde ağırlanıyorsunuz. Taksiciler kısa mesafe diye söylenmek yerine, size boşuna para ödetmemek için geri geri gidip yol tarif ediyor. Üstelik sizi bir saat dolaştırsa farkında olmayacak durumda olduğumuz apaçık ortadayken.

 

  • Mall’da taksi: Dubai 258 derece olduğu için herkes vaktinin çoğunu alışveriş merkezlerinde geçiriyor. Geneli itibariyle sokaklarında yürünecek, şurası ne güzelmiş dur bir içeri girip bakayım denecek bir yer değil. Tamamlanmamış bir kapalı site gibi. Dolayısıyla ‘gezme’ hissini yaşayabileceğin tek yer alışveriş merkezi. İlk gördüğümde ‘Mall’un içinde taksiyle mi gezilir?’ diyen ben, sonra fikre alıştım: Mall denilen yer üstü kapanmış bir sokak, bir cadde, bir şehir aslında. 

 

 

  • Gold ATM: Bu gerçekten enteresan. Bildiğin ATM. Para veriyorsun, sana altın atıyor. Burj Khalifa’nın en üst katında bunun ne işi var ben bilemedim. Altın borsasına göre 60 saniyede bir güncellenen kurlarıyla GOLD ATM, acil altın ihtiyaçlarınızda yanınızda. Düşündük ki, bizde de düğün salonlarının girişine bu sistemi kurmalı.

 

  • Kadınlar: Bir Arap ülkesinde, kadınların kara çarşaflara sarındığı, erkeklerin beyaz geleneksel kostümlerini giydiği bir memlekette içgüdüsel olarak kadınların ezildiğini, hor görüldüğünü, kendilerini ifade edemediğini, erkekler çalışırken evlerinde oturup çocuk bakıp çamaşır yıkadığını hayal ediyor insan. Yanlış! Sabah 4’te indiğimiz havaalanından başladı kadınlar bizi karşılamaya. Pasaport memuru olarak, taksici olarak.. Mesela bizim memlekette kadın taksiciler değil sabah 3 buçuk 4’te, gündüz vakti bile bu mesleği yapmakta zorlanırlar. Zaten sayıları da bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olduğundan, hepsi en az 1 kere gazeteye roportaj vermişlerdir. Dubai’de kadınların, erkeklere atfedilen mesleklerde faaliyet gösteriyor olmaları 10 puan. Kadınların kullandığı taksilerin Pink Taxi olarak isimlendirilmiş olmaları da 20.

 

  • El ele dolaşan adamlar:  Adamlara ilişkin ufak bir detay: Bizde erkekler aman yanlış anlaşılmasın diyerek birbirine dokunmaktan çekinirken ve hatta tiksinirken, Dubai’de kardeşliğin göstergesi olarak 40 derecede bile parmaklarını birbirine kenetlemiş, el ele yürüyen erkekler görebilmek mümkün.

 

  • Plaj: İstanbul’la ilgili çok üzüldüğüm şeylerden biri, her yanı denizle çevrili bir su şehrinde denize gönül rahatlığıyla giremiyor olmak. Dubai’de sahil boyunca denize girebilirsiniz. Ücretsiz halk plajları da var, tabi ki pahalı beach’ler de. Her yer kum, deniz suyu çok sıcak (yani çocuklar için ideal), ama tuhaf olan denizden karaya doğru baktığınızda küçük beyaz evler görmeye alışkın olan gözlerin bir anda dip dipe duran dev beton yığınlarıyla karşılaşması.

 

  • İnşaat var, ses yok: Dubai merkez adım başı inşaat. Böyle bir yerde çekiç sesinden vinç gürültüsünden geçilmez sanıyorsun ama enteresandır ki, şehir bu anlamda sessiz.

 

  • Emir’in Yolu: Şeyh, Dubai’nin her şeyi. Haliyle her yerde Şeyh’in reprodüksiyonlarını görmek mümkün. Binaların üzerine sıvanmış dev fotoğrafından tut da, restorandaki minderlerinin işlemelerine, tuzluk karabiberliklerden, envayi çeşit hediyelik eşyaya kadar. Ama beni en çok etkileyen pek elmaslarla bezeli Şeyh desenli iphone –ipad kılıfları oldu. Bizim Atatürklü şablon cetvellerinden sonraki favorim bunlar.

 

  • Kedisiz, köpeksiz sokaklar: Çocuklu aileler çok fazla, ancak köpek, kedi, kuş gibi ev hayvanlarını hayatlarına almamışlar. Ben bunda her an gidecek olmanın getirdiği bir yerleşmek istememe hali sezinledim, bilmem doğru mudur?

BLOGGER

Gizem Elçi
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
ÇGK
ANSİKLOPEDİ
KEŞFET

#çokgezenlerkulübü
FOTOROMAN
KEŞFET